YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
LAFAYETTE 147’DE AYAK VE PARMAK İZLERİ
LAFAYETTE 147’DE AYAK VE PARMAK İZLERİ
15 Ocak 2013 14:05
9 Ocak 2013 günü Paris’te öldürülen 3 PKK’lı kadınla ilgili haberler ve yorumlar muhtelif. Çıkan tüm haberleri yan yana sıraladığımızda birbiri ile çelişen çok sayıda unsur ortaya çıkıyor. Doğrularla yanlışlar karışıyor.

 

Puslu hava biraz dağılıp olay büyük ölçüde netleşmeden bir yazı yazmak istemedik. Öğrendiğimiz bilgiler, en azından bizim açımızdan hadiseyi netleştiriyor. Ancak hala bazı bilinmeyenler yok değil.
 
Öldürülen üç PKK’lı kadın da hem Kürt hem de Alevi. Sanki özellikle seçilmişler gibi bir durum söz konusu. PKK’nın Avrupa sorumlusu Sabri Ok. Sakine Cansız ise örgütün Avrupa’daki ikinci adamı. Yani Sabri Ok’tan sonra Sakine Cansız geliyor. Cansız, PKK’nın hayatta kalan 3 kurucusundan biriydi. Sakine Cansız’ın, Öcalan’ın en güvendiği örgüt yöneticilerinden biri olduğu ise doğru değil. Bu konuyu iyi bilen kaynaklar Öcalan ile Sakine Cansız arasında yakın değil, mesafeli bir ilişkiden söz ediyorlar. Sakine Cansız’ın çözüm taraftarı olduğu konusu ise net değil, şüpheli. Paris’teki infazların PKK içinden isimlere yaptırılmış olma ihtimali ise çok yüksek. Peki Paris’teki infazlar kimin işi?
 
Lafayette 147’de kimlerin ayak izi, kimlerin parmak izi, kimlerin planı var?   
 
Yeni Türkiye’nin yeniden ayakları üzerine doğrulmaya başlaması hasımlarımızı ve rakiplerimizi son derece rahatsız ediyor. Bazı dostlarımızı veya dost olması gerekenleri ise son derece kıskandırıyor.  Türkiye’nin siyasi olarak güçlü bir istikrar kazanması ve bu istikrarın kalıcı ve sürdürülebilir olduğunun görülmesi, sağlanan siyasi istikrarın iktisadi konuları da düzene sokmuş olması, bu durumun halk tarafından desteklenmesi önemli bir aşamaydı. Türkiye’nin yasakçı-baskıcı devlet anlayışını terk etmesi ve vesayet düzeninin savunucularını dizginlemiş olması, devlet organları arasında uyum ve ittifaka yol açtı. Oluşan güç birliği ise ülkenin yükseliş trendini başlattı. Bugün kabına sığmayan bir Ankara ve sınırlarını zorlayan Türkiye var.
 
Oyun kuran-oyun bozan:
 
Türkiye’nin yakın ve orta uzaklıktaki bölgesinde başka ülkelerin Ankara’ya danışmadan veya Ankara’nın siyasetini göz ardı ederek iş ve icraat yapmaları çok zor. Artık Türkiye ya oyun kuran ya da oyun bozan bir noktada. Ankara, bölgesindeki olayları domine ediyor. Eğer kendisine rağmen yürütülmeye çalışılan bir siyaset veya girişim varsa onu da bozuyor.
 
Ankara’nın enerji kartı:
 
Ankara’nın son yedi sekiz yıldan beri üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de yakın bölgede bulunan enerji kaynaklarının durumu, işletilmesi, güvenliği, taşınması ve stratejik önemi. Türkiye son yıllarda sessiz sedasız işletilen bir strateji ile Anadolu’yu bir enerji koridoru haline getirdi. Enerjinin üretimi kadar transferi de çok önemli olduğu için Ankara enerji kaynaklarına pek sahip olmamasına rağmen, jeopolitik avantajını kullanarak muazzam değerde bir enerji kartına sahip oldu. Şimdilerde Kuzey Irak’ın da Türkiye’ye entegrasyonu ile beraber, dünyanın en verimli ve bereketli enerji kaynaklarından biri Ankara’nın tesiri altına giriyor.
 
Kısaca ve genel başlıklar altında özetlemeye çalıştığımız bu konular ABD ve Avrupa ülkelerini son derece rahatsız ediyor. Buna engel olmak için ellerinden geleni yapıyorlar ve yapacaklar. Bu gelişmelerden en çok rahatsız olanlardan biri de hiç şüphesiz İsrail. Ama bunların hiçbiri bilinmeyen veya beklenmeyen şeyler değil.
 
İran hayati hatalar yapıyor:
 
Analizleri takip edenler bilirler. Türkiye’ye karşı oynanan oyunlarda ABD ve İsrail’in yaptıklarına gözlerini kapatan ama İran’ın en ufak hatalarını ayyuka çıkaran kesimleri devamlı olarak uyarıyoruz. Bölgede barış ve istikrar için çalışan Türkiye’nin komşu ve Müslüman bir ülke olan, yüzlerce yıllık tarihi ilişkilerimiz bulunan İran’a karşı düşmanca hareket edemeyeceğini vurguluyoruz. Bu tahriklerin bölgede mezhepler ve etnik kimlikler üzerinden çatışma, savaş ve istikrarsızlık oluşturmak isteyen devletlerin işine yarayacağına dikkat çekiyoruz.
 
İki Tahran karşı karşıya:
 
Ama bu konularda aynı karşılığın Tahran’dan gelmediğini gözlemliyoruz. İki başlı bir Tahran ile karşı karşıyayız. Tahran özellikle son yıllarda devlet olarak kendi içinde gittikçe ayrışıyor. Tahran’ın iç politikada hayati sıkıntıları olduğu gibi dış politikada da ölümcül hatalar yaptığını izliyoruz. Bütünlüklü bir dış politika olmadığı için devlet içinde yanlış yapanlar dış politikada daha fazla öne çıkıyor ve İran’ın dış politikası bu cenahın zihniyetiyle anılmaya başlanıyor. ABD ve Avrupa’nın zaten dışladığı İran böylece İslam ülkeleri arasında da her geçen gün daha fazla yalnızlaşıyor.
 
Tahran’ın dünyada en yalnız kaldığı günlerde Ankara en samimi dostluğunu gösterdi. Herkes İran’ın üzerine giderken Türkiye onlara karşı tek başına mücadele etti.
 
Türkiye ve İran Suriye konusunda ayrıştı:
 
Bölgedeki birçok konuda ortak hareket eden Türkiye ve İran, Suriye’de rejim karşıtı ayaklanmalar başladığında uyuşmazlığa düştüler. Tahran, Baas rejimini, Ankara Suriye halkını tuttu. Sonunda Baas’la beraber Beşşar Esad da, İran da kaybediyor.  Kendi istihbarat kuruluşlarına ve kendi askerine bile güvenini kaybeden Esad sığındığı Rus donanmasında son günlerini yaşıyor.
 
İran kendi içinde ve yakın bölgesinde üst üste kaybederken Türkiye’nin art arda başarılar elde etmesini ne yazık ki kıskanıyor. Dostluk ve ittifakla bu süreci kazanca çevirebilecekken ve başarılara ortak olma fırsatı ve imkanı varken, İran devleti içinde etkin bir kesim, haset ve kıskançlığı tercih ediyor.
 
İnfaz koalisyonu:
 
Olaya Beşşar Esad’ın istihbarat örgütü de dahil. Bu infazları, Fransa, Almanya ve Belçika istihbaratına rağmen bu kadar kolay yapmaları mümkün değil. Demek ki Tahran merkezli bir koalisyonun Paris’te ortak bir operasyonu söz konusu. Amaç Türkiye’nin terörü bitirme azmini kırmak. Bu koalisyonun ortaklarının Suriye’de müşterek yenilgisinin rövanşını alma çabası var. Hedef, çözüm sürecine dair olumlu bir eğilime giren PKK ve PKK sempatizanı kesimleri çözümü engellemeye teşvik etmek.
 
Çözüm sürecini sabote çabasına girenler çok şükür ki bugüne kadar amaçlarına ulaşamadılar. Hem PKK hem de BDP tabanı bu tahriklere gelmedi, genelde müspet hareket ettiler. Ancak henüz tehlike tam olarak geçmiş değil. Paris’te öldürülen biri Tuncelili, biri Maraşlı ve diğeri Mersin’li 3 PKK’lının cenazelerinin Diyarbakır’da yapılacak “tören”de bir provokasyona alet edilme riski var. Kadınları öldürerek çözüm sürecini sabote etmeye çalışanlar, cenazeleri de provokasyona malzeme yapmak isteyebilirler. 
 
2009’da Habur girişimini tersine çevirenler, eğer içerde bu cenazeleri de çözümü sabote etmek için kullanırlarsa bunun altından kalkamazlar. 2009’dan beri yaşanan tüm ölümlerin vebalini üstünde taşıyan bu kesimler, bundan sonraki muhtemel ölümlerin de vebalini üstlenmiş olur. Umarız PKK da BDP de cenaze törenine katılacak vatandaşlar da aklıselimle hareket ederler.
 
Gecenin sonu nehar, kışın sonu “Bahar”dır:
 
İran’a gelince.. Paris’teki cinayetler nedeniyle hükümetin Tahran’ı uyardığını düşünüyorum. Eğer Ankara Paris’teki ayak ve parmak izlerinin kimi işaret ettiğini yüksek sesle dillendirmeye başlarsa İran rejimi büyük bir güvenlik sorunu yaşayabilir. Ankara’nın İran’a bir operasyon yapması gerekmez. Malum; tabiattaki denge gereği kışın sonu “Bahar”dır. Bunun ne demek olduğunu Tahran’ın çok iyi anlayacağını zannediyoruz. Umarız işler o noktaya gitmez.
 
 
Alper TAN
 
15.01.2013


 
 
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
23:39
 // Kenan Akkuş
HAZİRANDA YAĞAN KAR
Elbette kışın sonu bahardır; fakat, bana öyle geliyorki bütün sorunlar bizden kaynaklanıyor. Evimizin içini kirli bırakıp, bütün çer çöpü halının altına süpürsek, ya.. bu sinekler, böcekler nerden geliyor diyebilirmiyiz. Atasözü literatürünede bir katkıda benden olsun. 'Hasım komşu, hayırsız evladın dostudur.'
Yıllarca, Azerbeycan için, 'iki devlet, tek millet' dedik durduk; peki, doğu ve güneydoğu halkı için, 'İKİ MİLLET, TEK DEVLET' diyebildikmi. Efendim, onlar millet değil kem.. küm.. kart.. kurt..
Şu odaya bir çekidüzen vermenin zamanı gelmedimi. Yazdan sonra kış gelmeden....
16 Ocak 2013 23:39