YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
KORKULAR VE UMUTLAR 2013
KORKULAR VE UMUTLAR 2013
03 Ocak 2013 14:09
Dostların sevineceği düşmanların çok üzülecekleri yeni bir süreçteyiz.. Üzülmeye gerek yok.. Gelecek çok güzel olacak..

 

2013’e hızlı girdik. Yavaş gitmek bize yakışmazdı zaten. 2012’ye Uludere tartışmalarıyla girmiştik. 2013’e ise böceklerle giriş yaptık. Anayasa çalışmalarının ne olacağı, PKK’nın silah bırakması için Abdullah Öcalan ile görüşmelerin gidişatı, Suriye’deki çatışmalı süreç, bölünmenin eşiğindeki Irak ve MİT’i hedefe alan gayretler diğer önemli gündem maddelerini oluşturuyor. Haftalar, aylar ilerledikçe gün görmemiş farklı gündemlerimiz de olacak.
 
Kafa karıştıran çok konu var. Doğru bilgilerden çok yanlış ve yönlendirici bilgiler dolaşıyor ortada.. Bu konularda neler oluyor? Kısa kısa izah etmekte fayda var.
 
 
Sürpriz anayasa paketi gelmek üzere:
 
 
Ekim 2012’den bu yana Meclis’in gündeminde olan ama hala tamamlanamamış anayasa çalışmalarında bu belirsiz sürecin artık bitmesi gerekiyor. Önümüzdeki bir iki hafta içinde Ak Parti’nin sürpriz bir anayasa paketini Meclis’in ve Türkiye’nin gündemine aniden getirmesini bekliyoruz. Böyle bir gelişme siyasetin gündemini hayli meşgul edecektir. Başbakan Erdoğan’ın sürekli başkanlık sistemini gündemde tutuyor olmasına rağmen 70 ila 100 maddeden oluşacağını tahmin ettiğimiz bu anayasa paketinin, parlamenter sistemi esas alacak şekilde olacağı kesin görünüyor.
 
 
Başkanlık sistemi 2015-16’da:
 
 
Yeni anayasa parlamenter sistemini esas alacak olmasına karşılık fiili bir yarı başkanlık sistemi gündeme gelecektir. Yani zaten yarı başkanlığa çok yakın olan mevcut parlamenter sistem, başkanlığa doğru biraz daha evrilmiş olacaktır. Ancak başkanlık sistemi tartışmaları siyasi gündemdeki yerini koruyacaktır. 2014 yılında halkın tercihiyle göreve başlayacak 12. Cumhurbaşkanı görevde iken yani büyük ihtimalle 2015 veya 2016 yılında Türkiye’nin tam manasıyla başkanlık sistemini kabul etmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu tarihte yapılacak düzenleme hemen de yürürlüğe girebilir; 12. Cumhurbaşkanının birinci görev süresinin dolacağı 2019 da beklenebilir. Bu konu Türkiye’nin ve bölgenin o süreçte içinde bulunacağı konjonktürle bağlantılı.  
 
 
Türkiye’nin ayak bağı terör:
 
 
Türkiye’nin uzun vadeli bu ve benzeri planları daha rahat yapabilmesi için devam etmekte olan terör sürecini bitirmesi gerekiyor. Terörün devam etmesi, anayasa yapım sürecini de zehirliyor. O sebeple Türkiye’nin içerde ve dışarda önünü kesmek isteyenler, amaçlarına ulaşmak için terörün devam etmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Birkaç ay evvel PKK’lılar açlık grevi yaparlarken, bu eylemin durdurulması için hükümete bunlarla görüşülmesi için siyasette ve medyada yoğun baskı yapanlar, şimdi farklı telden çalmaya başladılar. O cenah şimdi kendi aralarında iki safa ayrıldılar. Saflardan biri “Hükümet, bebek katili Öcalan’la görüşüyor, şehitlerimizin kemikleri sızlıyor. Öcalan’ı cezaevinden çıkaracaklar” modunda tahrikler peşinde iken, diğer saf, “Hükümet, Öcalan’ı kullanıp kenara atacak. Öcalan ve PKK kendini kullandırtmasın” şeklinde çalışıyor. Bu iki saf da aslında aynı noktadan besleniyor. Ortak amaç şu: Terör durmasın. Kan akmaya devam etsin. Kürt çocukları ölsün. Şehitler gelsin. Kanlı siyaset bitmesin diyorlar.
 
 
7 böcekli tuzak:
 
 
Amaçlarına ulaşmak için en önemli hedef olarak Başbakan Erdoğan’ı görüyorlar. Onu dinleyerek stratejilerini öğrenmek ve engellemek istiyorlar. Başbakanın İstanbul’daki evine, Dolmabahçe’deki çalışma ofisine, Ankara Subayevleri’ndeki evinin altında olan ofisine, Başbakanlık merkez binadaki ofisine ve daha önce kullandığı makam araçlarından birine toplamda 7 dinleme cihazı yerleştirildiği ortaya çıktı. Bu cihazlardan bazılarının 2-3 sene dinleme yaptığı da anlaşılıyor. Sizi koruyacağını umduğunuz insanlar size tuzak kuruyorsa alacağınız tedbirler sınırlıdır. Ancak bu konuda devletin her zamankinden daha fazla tedbirli olması gerektiği hususu da ortada..
 
Başbakan Erdoğan’ın güvendiği önemli isimlerden biri MİT Müsteşarı Hakan Fidan. Hakan Fidan, selefi Emre Taner’le birlikte hem Yeni Türkiye’nin dış politikasında hem de içerdeki statüko pisliklerinin temizlenmesinde büyük roller oynadılar. Türkiye ve bölge üzerinde egemenliği kaybetmekte olanlar, bu önemli aktörlerin başını yemek istiyorlar. Oslo görüşmelerini bu yüzden deşifre ettiler. KCK soruşturmasında Emre Taner ve Hakan Fidan’ı da PKK’lı gibi göstermek istediler. Beceremediler. Şimdi Doğu Akdeniz’de düşürülen savaş uçağı gerekçe gösterilerek MİT ve Hakan Fidan yine hedef tahtasına konulmak isteniyor. Ama yine beceremeyecekler.
 
Türkiye devletlerarası diplomasiden halklar arası diplomasiye geçiyor. Yönetimleri geçici halkları kalıcı gören temel bir paradigma değişiminden söz ediyoruz. Bu yöntem tahmin edilenden daha etkili sonuçlar ve başarılar getiriyor. Ortadoğu’da hızla sınırlar değişme sürecine girerken Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik sınırları da genişleme istikametine girdi.
 
Tarihimizde olduğu gibi, Yeni Türkiye mazlum halkların kurtuluş kapısı haline geliyor. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, statükonun daha düne kadar düşman olarak gördüğü Irak Kürtleri ile Yeni Ankara’nın geldiği durum. Bugün Irak Kürtleri de Suriye Kürtleri de Türkiye’yi kurtuluş kapısı olarak görüyorlar. 2013 için bu yönde ezber bozan gelişmeler bekliyoruz. 
 
Bu gün Türkiye, cumhurbaşkanıyla, hükümetiyle, parlamentosuyla, yargısıyla, ordusuyla ve en önemlisi de halkıyla ortak hareket eden, gücünü ve potansiyelini kendi halkına karşı değil kendi halkı için değerlendiren bir yönetim anlayışıyla ilerliyor. Bu birlik bozulmadığı müddetçe gelecek her türlü saldırının altından rahatlıkla kalkılabilir. Kimse umutsuz olmasın. Aksine çok daha umutlu ve mutlu olacağımız yıllar var önümüzde.. Ancak yanlış yollara sapanların da bir gün gelip muhakkak hesap vereceklerini akılda tutmak gerekir. Unutmayalım 28 Şubat darbecilerinden İsmail Hakkı Karadayı da kendini “en güçlü adam” olarak görüyordu. Bugün iki polisin arasında tıpış tıpış hesap vermek zorunda kaldı. Çatlak general Çevik Bir de şimdi cezaevinde..
 
Dostların sevineceği düşmanların çok üzülecekleri yeni bir süreçteyiz.. Üzülmeye gerek yok.. Gelecek çok güzel olacak..
 
 
Alper TAN
 
03.01.2013
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017
17:14
 // Kenan Akkuş
Valla Alper abi; ben, 2013 ten pek umutlu değilim. Bu aralar Hükümetin gidişatını pek beğenmiyorum. Çözümler sürekli zamana yaydırılıp, ertelenip, öteleniyor. Aşırı milliyetçilerin tepkisinden de aşırı ürküyor. Devletin hakkını vatandaşın hakkından üstün görmeye başladı. Zaten bir emeklinin işsiz oğlu olarak, yapılan haksızlıklara ve kandırmacalara karşı olarak, küsüm ben. İntibak bekleyen emekliler, büyük bir şok içinde. Nedeni ise SGDP gaspı. Birde mhp limidir, Akp limidir, ne olduğu belli olmayan bir İçişleri bakanıda var ki tadından yenmez....
04 Ocak 2013 17:14