YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
KİM KAZANDI KİM KAYBETTİ?
KİM KAZANDI KİM KAYBETTİ?
03 Temmuz 2013 18:39
İliştirilmiş sokak serserilerinin yaptıkları tahribattan sonra “Kim kazandı, kim kaybetti” hesapları başladı.

Kim iyi sınav verdi kim çuvalladı noktasından başlamak lazım. Ülkedeki siyasi azınlık sokakları yakıp yıkma konusunda kendi adlarına başarılı ama ülke adına kötü bir performans gösterdiler. Amaçlarına ulaşamasalar da sarstılar. Ak Parti ve hükümet başbakanın şahsi performansı sayesinde işi toparladı. Bazı bakanları istisna tutarsak hükümet üyelerinin genel manada kendi tabanlarının beklentilerini karşılayan bir duruş sergilediklerini söylemek zor. Başbakana karşı olanların onu neden hedef aldıklarını şimdi daha iyi görmek gerekir. İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın olayların başından itibaren sanki yaşananlar başka bir şehirde oluyormuş gibi davranması kriz yönetimindeki basiretinin derecesini gösterdi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, bu süreci en erken çözen muhalefet lideriydi. Son derece sağlıklı ve net bir duruş gösterdi. Bu, takdirle karşılanması gereken bir tutum. BDP lideri Selahattin Demirtaş’ın, ilk günlerde olaylar karşısındaki tutumu müspetti. Ancak BDP, sonraki günlerde kurumsal olarak dalgalı bir sürece savruldu. Gezi provokasyonlarını tutturamayanların bu defa Çözüm Süreci’ni bozma girişimlerine prim veren, eylem ve söylemlere destek olmaya başladı. BDP, hala benzer bir tutarsızlıkla devam ediyor.

Medya, Mayıs ayında yaşanan Reyhanlı olaylarından bu yana gerçek kimliğine, fabrika ayarlarına yeniden döndü. Bir süredir sinmiş olanlar, takiyye yapanlar, mürai davrananlar, cesur olanlar ve başka bir gezegende yaşıyormuş gibi olanlar şeklinde sınıflandırabileceğimiz bir duruma düştü. Sokak anarşisini destekleyen medya, siyasi ve ideolojik amaçları için kendini nasıl kitle imha silahına dönüştürebileceğini göstermiş oldu. Uluslararası iş birlikçileri ile nasıl aniden eklemlenebileceklerini ortaya koydu. Bu ülkenin ve bu ülkenin insanlarının yanmasının yıkılmasının aslında umurlarında olmadığını ifşa etmiş oldular. Sözde, Yeni Türkiye’nin yanında olduğu zannedilen medyanın bazılarının ise nasıl bir anda saf değiştirebildiği, nasıl bir döneklik gösterebildiği, “kör” “sağır” ve “dilsiz”i oynadığı tebarüz etti. Bu samimiyet testini az sayıda gazete, az sayıda TV kanalı ve az sayıda internet medyası geçti. Tirajları milyonları bulan gazetelerin aslında bir tomar kağıttan ibaret olduğunu, TV kanallarının şuursuzluklarını seyrettik.

Geçtiğimiz dönemde güzel örnekler sergileyen demokrat sivil toplum örgütlerinin son olaylar karşısında yeterli bir varlık gösterdiklerini söylemek mümkün değil. Böyle bir rehavet çok yanlış oldu.

Necdet Özel komutasındaki TSK, bireysel istisnalar bir yana bazılarının beklediği yanlışlıklara düşmedi. Kamuoyuna yansıyan ve yansımayan yönleriyle doğru bir duruş sergiledi. Polis teşkilatı, küçük istisnalar dışında yorucu ve ferasetli bir çalışma yürüttü. Son zamanlarda polis üzerine düşen gölge bir ölçüde azaldı.

Ergenekoncu iş çevrelerinin savaş pozisyonu alıp meydanlara çıkmalarına karşın önde gelen muhafazakar iş çevrelerinin dişe dokunur ve onurlu bir kimlik gösterememeleri acı ve not edilmesi gereken bir durumdu. Gezi provokasyonlarını organize eden 30 şirketin 6’sı muhafazakar iş çevrelerindendi. Bu cehalet veya acziyet, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun kişisel çabalarıyla bir nebze olsun telafi edildi. Bunu da görmeliyiz.   

3 hafta süren provokatif eylemlerde sokakları yakıp yıkanların yaklaşık dörtte üçü CHP seçmeniydi. Ancak CHP yönetimi bu süreçte nasıl davranacağı hakkında ciddi bir bocalama yaşadı. Ancak sol kesimin en büyük partisi ve Meclis’te ana muhalefet pozisyonunda olan Atatürk’ün partisi, tam anlamıyla zavallı durumdaydı. Doğu Perinçek’in İP’ine sarılan CHP, marjinal sola kuyruk olmaktan öte bir şeye yaramadı.     

Grup toplantısında salondakilerin alkışlarıyla kendinden geçen Kemal Kılıçdaroğlu sevinç içinde “Çapulcular Başbakanın karizmasını çizdi” diyerek kendini teselli etse bile, durum hiç de gösterdiği gibi değil. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu, 11 seneden beri tek başına iktidar olan ve her seçimde oylarını ciddi şekilde arttırarak büyüyen Tayyip Erdoğan liderliğindeki Ak Parti’ye alternatif olma umudu verebilseydi dörtte üçünü CHP seçmeninin oluşturduğu yıkıcı grup, bu şekilde bu yöntemle sokağa çıkmak durumunda olmazdı.

Gezi Provokasyonları aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediğinin aksine Tayyip Erdoğan’ın façasını değil CHP’nin ve CHP liderinin façasını çizmiştir. CHP seçmeni, CHP liderinde ve CHP yönetiminde iktidar olma şansının olmadığını bu şekliyle ilan etmiştir. Eğer CHP yönetimi, bir nebze de olsa CHP’nin iktidara gelebileceğine dair umut olabilseydi, Tayyip Erdoğan’dan rahatsızlık duyan, sokak olaylarını organize edenler “Nasıl olsa önümüzdeki seçimde Tayyip Erdoğan’dan kurtulacağız” diye düşünür ve sokağa böyle çıkmazlardı. Ama böyle bir umudu, bırakın önümüzdeki seçimi, önümüzdeki asırda bile göremiyorlar. Bu da CHP’nin, umutsuzluk nedeniyle depresyonda olan antidemokrat, vesayetçi ve hazımsız kesimlerini sınırsız bir vandalizme yöneltiyor. O nedenle geride kalan bir ay, aslında gelecek seçimleri CHP’nin kaybetmiş olduğunun, CHP seçmeni tarafından şimdiden ilanıdır.

Kaybeden sadece CHP değil. Türkiye’deki değişim süreci yaşanırken statükocuların sürece zarar vermek maksadıyla yakıştırdıkları rolleri, “İstemem, yan cebime koy” edasıyla sahiplenip caka satarak, bunun toplumsal rantından yararlanırken, o statükocuların dışarıdaki esas patronlarının kulaklarına üflemesiyle kenara çekilen ve daha da ileri gidip ülkedeki değişime takoz olmaya çalışanlar da kaybettiler.

Hümanist bir edayla “evrensel barış” deyip kendi devletiyle savaşanlar da kaybettiler. Düşmanla “diyalog” kurup dostla “monolog” yapanlar da kaybettiler.

Bu eylemler silsilesinde tüm olumsuzluklar ve kayıplar bir yana, tahribatı planlayanlarının niyetlerinin aksine, aslında yaşananların çok hayırlı neticeler doğuracağına yürekten inanıyoruz. Milletimizin bu olaylarla sarsılması ve uyanması çok önemliydi. Bu uyanış oldu. Şimdi bu uyanışın güçlü bir aksiyona dönüşmesi gerekiyor. Toplumda, siyasette, iş dünyasında, medyada ve sivil toplumda buna büyük bir ihtiyaç var. Bunu, Türkiye sınırlarını da aşan bir vizyonla kurgulamalıyız. Son bir ayda Türkiye’de olanlarla Mısır’da son günlerde olanlar arasında bir fark yok. Kesinlikle fark yok. Bu olanlar ayak sesleri duyulan yeni küresel savaşın yerel yansımaları.

Zaman zinde ve uyanık olma zamanı.. Müslümanların dayanışma zamanı.. Batı’nın “Ilımlı Müslüman” beklentileri için “Pısırık Müslüman” üretmeye çalışanları tanıma zamanı.. “Kim kimdir” tanıma zamanı..

Yeni Türkiye’nin gücüne güç katma zamanı.

Alper TAN

03.07.2013

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

 

BAŞBAKAN “ŞEY”İNİ Mİ KESTİ?

SİLAH SENİN OMZUNDA TETİK BAŞKASININ ELİNDE

DERİN “GEZİ”NTİ

KİMLER GEZİ PARKINDA MİLLET BUNUN FARKINDA

TAKSİM DEREBEYLİĞİ’Nİ KİM KURDU?

BÜYÜK SAVAŞIN KÜÇÜK PROVALARI

AJANLAR İÇİMİZDE FİNK ATIYOR

AYAKLANMA PROVASINDA İLGİNÇ KOALİSYON

DEĞİŞEN DÜZENLER VE KÜRESEL SAVAŞ İHTİMALİ

ORTADOĞU'NUN STATÜKOSU DEĞİŞİYOR

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
herkes
 // zafer başdoğan
inatlaşma sonucu herkes kayıp etti....
31 Temmuz 2013 Çarşamba 10:12
teşşekkür
 // m.ali emre
yorumlarınız için sürekli teşekkür ediyoru...
12 Temmuz 2013 Cuma 14:08
Daha dikkatli olunmali
 // Oruc
Bunlar daha baska yollarla deneyecekler , bunlar Türkiye nin pesini birakmayanlar . Türkiye en kisa zamanda Biolojig savunma sistemleri gelistirmelidir . Suan Türkiye nin kendini gelistirmedigi ve zayif noktasi bu bölümdür....
05 Temmuz 2013 Cuma 13:45