YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!
KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!
16 Ocak 2014 16:01
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, 17 Aralık operasyonlarını canhıraş bir şekilde savunanlara can alıcı sorular yönelten bir analiz kaleme aldı. İşte Tan'ın o analizi:

17 Aralık operasyonlar zincirinin yankıları sürüyor. Operasyonları planlayan odaklar da bunun “Büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu” olduğunu savunmaya devam ediyorlar. Hükümetse güçlü biçimde bunun “Arkasında küresel odakların yer aldığı ‘yolsuzluk kılıfında’ bir siyasi operasyon” olduğunu söylüyor.

Başbakan Erdoğan “Evladım da olsa hesap sorulur” diyor. Operasyoncular ise Başbakan Erdoğan’ın, oğlunu yargıdan kaçırdığını savunuyorlar. Uzatmaya gerek yok. Zaten her şey herkesin gözleri önünde cereyan ediyor. Gerçek durumun ne olduğunu sonunda yargı ortaya çıkartacak. Biraz zamana ihtiyaç var.

Rüşvete ve yolsuzluğa karşı olduğunu söyleyen ve yapılan 17 Aralık operasyonlarını her yönüyle sonuna kadar “kurşun asker” gibi savunanlara tutarlılık açısından bazı sorularımız ve hatırlatmalarımız olacak. Verilecek cevaplar onların ahlaki tutarlılıklarını ortaya koyacak.

Bütün siyasetçilerin ve yakınlarının rüşvet ve yolsuzluklarına karşı mısınız? Yoksa “Bize destek olan siyasetçilerin rüşvet ve yolsuzluk yapmaları meşrudur hatta sevaptır” diye mi düşünüyorsunuz?

Mesela rüşvet ve yolsuzluk dosyalarıyla partisinden ihraç edilen Mustafa Sarıgül’ün rüşvet ve yolsuzluklarını da aynı şekilde araştırdınız ve eleştirdiniz mi? Yoksa onunla birlikte ortak hareket ediyor musunuz, ona oy verecek misiniz?

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’e operasyon yapıldı, destekliyorsunuz. Peki rüşvet ve yolsuzluk dedikoduları 7 yaşındaki çocuğun bile dilinde olan başka belediye başkanlarına bugüne kadar operasyon yapılmamasını ne ile izah ediyorsunuz. Bu kişilerin, çaldıklarını veya peşkeş çektiklerini profesyonel biçimde birileri ile paylaşmasının sonucu olabilir mi? Bunlara da operasyon yapılmasını ister ve destekler misiniz? Ya da neden operasyon yaptırmıyorsunuz, hatırlatmıyorsunuz?

Elbette milletin vergilerinden oluşan devlet paralarını haksız yere almak yemek veya dağıtmak suçtur ve günahtır. Peki devlet memuru olmak için, üniversitelere girmek için hazırlanan soruları elde ederek bir kişiye veya gruba verip haksız rekabete alet olmak, bazılarının bu torpille hak etmediği yerlere gelmesini sağlarken, hak ettiği halde yüzbinlerce insanın o konumlara gelmesini engellemek sevap mıdır? O da aynı şekilde suç, günah, yolsuzluk ve adaletsizlik değil midir?

KPSS, üniversiteye giriş sınavları, başka resmi okullara giriş imtihanları ve bürokraside ilerlemek için yapılan uzmanlık sınavları, hakimler ve savcılar için yapılan sınavlar ve mülakatlardaki soruları önceden elde ederek bir grup lehine çıkar sağlayanların da ortaya çıkarılmasını ister misiniz? Mesela o çok sevdiğiniz ve savunduğunuz savcıların bu konuları da araştırıp ortaya çıkarmalarını hiç söylediniz mi? Elinizdeki medyada bu konuların üzerine hiç gittiniz mi? Bu konuda medya kampanyası yaptınız mı? Yapmadı iseniz bunu neyle izah edebiliriz?

“2010’da Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterleri savunulmaya başlayınca hükümetle aramızda ayrışma başladı” diyorsunuz. Hükümetin AB hedefi azalınca rahatsız olduğunuzu söylüyorsunuz. Hükümetin Şangay Örgütü’ne üyelik talebi ile “Şangay üçlüsü mü, beşlisi mi” diye dalga geçiyorsunuz. ABD, NATO ve AB üyesi ülkeler de sizin gibi düşünüyor. Olabilir. Sizi başka türlü biliyorduk. Yanılmışız. Biz sizin kadar AB’ci, ABD’ci, NATO’cu değiliz. Ama sizin öyle olmanız da demokrasinin bir tecellisi. Peki. Savunduğunuz AB’nin hangi ülkesinin milli çıkarları için başka bir ülkeye yaptığı stratejik veya insani yardıma o ülkenin yargısı veya polisi operasyon yapabilir. Hangi AB ülkesi buna müsaade eder?

Hangi AB ülkesinde resmi amirlerinin değil de cemaatlerin talimatıyla hareket eden polisler vardır? Hangi AB ülkesinde savcılar ve hakimler bir cemaatin talimatıyla soruşturma ve yargılama yapabilir? Hangi AB ülkesinde bir cemaat hükümete darbe planı yapar ve bu onun yanına kalır? Hangi demokraside cemaatlerin veya başka kesimlerin paralel devlet yapılanmalarına göz yumulur? Bu saydıklarımız savunduğunuz Kopenhag kriterlerinin hangi maddelerinde savunuluyor?

Siz, çökmüş olan resmi ideolojinin 90 yıllık batılılaşma hedeflerini savunuyorsunuz. Çok sevdiğiniz Kemalistler de zaten bunu savunuyorlardı. Bu ülkenin vatandaşları, batılı, doğulu, şucu veya bucu olmak istemiyor. Kendisi olmak istiyor. 90 yılda Kemalistlerin dönüştüremediği bu milleti siz mi dönüştüreceksiniz. Dönüştürme nöbeti size mi geldi?

Bunu kendinize nasıl yakıştırdınız? Bu millet zekatını, sadakasını, himmetini, yardımını desteğini, duasını “Bizi batılılaştırsınlar” diye mi verdi?

Bu milletin size desteği ve duası, bu ülkedeki en şerir işlerin odağındaki, Müslüman düşmanı karanlık bir iş adamının “kalbine girmek” için miydi? Bürokrasideki kardeşlerimiz, bu karanlık adamın “hatalarını örtmek” onu “yargıdan ve cezadan kurtarmak” için mi seferber ediliyor? 28 Şubat’ta “Yeşil sermaye” yaftasıyla Müslüman iş adamlarının “kıyıma” uğraması için yapılan planların sahibi bu karanlık adamlar değil miydi? Bu gariban millet bu karanlık adamlardan kurtulmak için sizi desteklemedi mi?

Hükümete yakın kişilerin rüşvet ve yolsuzluk yaptığını savunup, onların, polisin topladığı bilgi ve belgeler dahi incelenmeden, belge çuvallarının mührü bile açılmadan tutuklanıp, tedbir konup, yargısız, sorgusuz  cezalandırılmasını savunurken, bu karanlık adamın denetlenmesini dahi engellemek, onu koruma altına almak nasıl bir şeydir? Bu da, hukuken ahlaken ağır bir suç ve büyük bir günah değil midir?

Gariban milletin ekmeğinden arttırdıkları ile himmet toplayıp karanlık iş adamına Uganda’dan “ananas” taşımak ne kadar İslami, ne kadar insani ne kadar ahlakidir? Bu karanlık adamın kalbini kazanmak için bu milletin oylarıyla seçilmiş Başbakanı'nın “kalbini kırmak” ona savaş açmak, onu yok etmeye çalışmak Müslümanlığın neresinde yazıyor?

Bu soruları önce kendi vicdanımıza sonra herkesin vicdanına soruyoruz.

Tabi vicdan, merhamet, iza’an ve sağduyu sahibi olan, ülkemizi seven, bu milleti düşünen herkese.. Bu ülkenin çocuklarına soruyoruz.

Alper TAN

16.01.2014

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR


KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

BİLDİRİ DAĞITAN SAVCI MI ADALET DAĞITAN HAKİM Mİ?

VESAYETÇİ MÜSLÜMANLARLA İMTİHANIMIZ-MISIR VE TÜRKİYE

MISIR'DA PISIRIK MÜSLÜMANLIĞIN SONU

KÜRESEL PROJELERE KÜRESEL DARBE

HAK ETTİN BUNU ERDOĞAN

TAKSİM DEREBEYLİĞİ'Nİ KİM KURDU?

DERS ALMA ZAMANI

YENİ TÜRKİYE VE DİYARBAKIR

GENÇLİĞİ TEHDİT EDEN KORKUNÇ TABLO

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017
Rasim Duman siz cemaattenmisiniz ??
 // Oruc
Peki iceriniz daha kac cürük elma var bundan haberdarmisiniz ? Size cemaat demek icin 80 milyon sahit ister, bence siz o örgütten ayrilin, ve ne oldugu belli olmayan bir örgütten cikip baska bir cemaate hizmet verin cünkü artik et kokuyor, kokan etin yaninda durulmaz istediginiz kadar kesin, hepsini cöpe atmazsaniz koku gitmez, yani daha kac hain var icinizde siz kendiniz bilmiyorsunuz. Aklinizi basiniza alin uzak durun bu insanlardan yoksa sizden yalniz kalirsiniz ! ...
22 Ocak 2014 Çarşamba 16:08
20:43
 // Rasim DUMAN
Adil KUL kardeşim,ben de cemaattenim. Hatayı biz yapmadık, ZAMAN ve SAMANYOLU yaptı. Biz oldugumuz yerde duruyoruz, onlar bizden ayrıldı. Yeni yol arkadaşları KOÇ,TUSİAD,SİYONİST MEDYA....
19 Ocak 2014 20:43
13:58
 // EMPERYALİZM VE MİSYONERLİK
Evet, emparyalizm ve miyonerlik, eskisi gibi haçlı etiketiyle yapılmıyor. Afrika bu sisteme bağışıklık kazanınca, yeni bir sisteme ihtiyaç hasıl oldu. Küresel güçler, dahiyane bir fikirle, islam maskesi ve profili ile bu ülkelerin kaynaklarını sömürmeye karar verdi. Bunun için bir piyon lazım idi. İşte tam aradıkları tipte bir kişiyi bulmuşlardı o da, İskender Evrenseloğlu... Fakat bu piyonun maskesi çabuk düşünce, gizli silah olarak sakladıkları f. Gülen'in start düğmesine bastılar. Misyonerlik ve Emperyalizm, İncil ile değil, Kur'an ile yapılmaya başlandı....
18 Ocak 2014 13:58