25 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,005
  • BIST84.208
  • Dolar3,7769
  • Euro4,0596
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,7314
  • İstanbul6 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir7 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana12 °C
  • Antalya7 °C
  • Diyarbakır1 °C
  • Bursa4 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli1 °C
  • Şanlıurfa2 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel11 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
GÜL’ÜN “BİR AY” SIRRI ANLAŞILDI
GÜL’ÜN “BİR AY” SIRRI ANLAŞILDI
09 Ocak 2013 13:38
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, terörün bitirilmesi adına başlatılan İmralı ile görüşme sürecinin ilerleyen safhalarına ilişkin önemli bir analiz yaptı. İşte Tan'ın o analizi:

 

“Çözüm noktasına nasıl gelindi?” (http://www.kanalahaber.com/cozum-noktasina-nasil-gelindi-haberi-113404.htm) başlıklı bir önceki analizde geriye dönük iç ve dış gelişmeleri kısa kısa izah etmeye çalışmıştık. O analizde yer almayan diğer bazı detayları ise, gelişmeler bu noktaya gelmeden iki buçuk ay önce 19 Ekim 2012 tarihli“ Abdullah Gül'ün ''bir ay'' sırrı ne?” (http://www.kanalahaber.com/abdullah-gulun-bir-ay-sirri-ne-yazisi-26398.htm) başlıklı analizde anlatmıştık. Yani gelinen nokta “Analiz” takipçileri açısından sürpriz olmadı.
 
Hatırlanacağı üzere Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan’ın geçen Ekim ayı içinde BDP milletvekilleri ile kamuoyuna açıklanmadan yapılan görüşmeleri, sonradan gazetelere yansımıştı. 9 Ekim’de Pervin Buldan, Ahmet Türk ve Sırrı Süreyya Önder ile görüşen Cumhurbaşkanı, “Terör eylemleri sona ermeli. Önümüzdeki 1 ay çok önemli” mesajını vermiş, BDP’lilerin PKK ile aynı söylemi kullanmalarını da yanlış bulduğunu ifade etmişti.
 
Özel’in sözleri:
 
19 Ekim’deki analizde Cumhurbaşkanı Gül’ün “Önümüzdeki bir ay önemli” uyarısının altındaki sebebin farklı olduğunu ifade ederek Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in, Eylül ayının son günlerinde PKK yöneticilerine yönelik operasyonlarla ilgili olarak “Çok iyi korunuyorlar ve çok sık yer değiştiriyorlar. Etkisiz hale getirmek için çalışıyoruz” dediğini hatırlatmıştık. Orada devletin iki yönlü bir strateji izlediğine dikkat çekmiştik. Bu iki konu şunlardı:
 
     “ 1) PKK’nın silah bırakıp demokratik yollarla mücadeleyi düşünen kanatlarını ikna edip kazanmayı hedefleyen çalışmalar.”
 
      “2) Derdi Kürt meselesi olmayan, işi, bölgeden ve bölge dışından bazı devletlerin taşeronluğunu yapmak olan, Türkiye ile “savaş” isteyen PKK gruplarına yönelik çalışmalar.”
 
Şunu yeniden hatırlatalım. PKK ve BDP’nin en fazla istismar ettikleri konulardan biri de Abdullah Öcalan’ın tecridi konusu. Daha önce de defalarca anlattığımız gibi BDP ve PKK’nın “çatışmacı” kanatları Öcalan’a tecridin sürmesini istiyorlar. Tecrit kalkar, Öcalan kendi mesajlarını doğrudan vermeye başlarsa PKK’nın terörü tırmandıran kanatları çok zor durumda kalabilir. Bu grupların liderleri iyice marjinal hale gelebilirler. “Devlet nasıl olsa tecridi kaldırmaz” düşüncesiyle bunu istismar ettiler.
 
İmralı’da 4 gün:
 
Şimdi devlet bu kesimleri ters köşe etti. Devletin Öcalan’la görüşmeleri zaten ayladır yapılıyordu. Eylül 2012’den beri defalarca görüşme yapıldı. Aralık ayında da MİT Müsteşarı Hakan Fidan, gittiği İmralı’da basında çıktığı gibi 2 gün değil aslında 4 gün kalarak çözüm meselesini önemli bir noktaya getirdi.
 
Öcalan’ın görüşme trafiği daha da genişleyecek:
 
19 Ekim tarihli analizde İmralı’ya ziyaretçi kısıtlamasının kaldırılacağını belirtip şunları yazmıştık: “Daha önce Abdullah Öcalan’a ziyaretçi kısıtlaması uygulanıyordu. Görünen o ki artık ziyaretçi kısıtlaması kaldırılacak. Öcalan BDP’li vekillerle de, akrabaları ile de, aşiret reisleri ile de, muhtemelen PKK yöneticileri ile de görüşebilecek. Böylece Öcalan’ın mesajları çeşitli kanallardan örgüt tabanına ulaşmış olacak. Bu sayede Öcalan adına ahkam kesenler etkisiz hale gelecek. Neticede örgütte “terör” isteyenlerle “barış” isteyenler daha net ayrışmış olacaklar.” Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Öcalan’ın görüşme trafiğinin yukarda yazdığımız yönde daha da genişleyeceğini düşünüyoruz.
 
Bordo gizem:
 
Bugünlerde üzerinde konuştuğumuz çözüm sürecinin hızlanmasında başka bir etken daha var ki 19 Ekim tarihli analiz okunduğunda önemi anlaşılacaktır. Geçen Kasım ayı başında Bordo Bereliler’in Kuzey Irak’a yaptığı operasyonun sonuçları tarihi nitelikte.. Bu operasyonun öneminin, ilerleyen süreçlerde çok daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyiz.
 
PKK, karşısındaki devletin eski devlet olmadığını biliyor artık. Açıklanan resmi rakamların aksine örgüt, 2012 yılı içinde 2 500 civarında silahlı adamını kaybetti. Kendi isteği ile teslim olan ya da güvenlik güçlerinin sağ olarak yakaladıkları ayrı.. Öte yandan PKK’nın dış desteği de son derece zayıflatılmış durumda.
 
Sadece İmralı ile mi görüşülüyor?
 
Görüşmeler sadece Abdullah Öcalan’la yapılmıyor. Örgütün dağ kadrolarının liderleri, Avrupa kanadının sorumluları, PJAK yöneticileri, Irak ve Suriye Kürtlerinin liderleri dahil diğer unsurlarla da görüşmeler yapılıyor. Görüşmelerde Suriye’deki PYD’nin durumu da ele alınıyor. PKK’nın çeşitli unsurları ile Öcalan’ın da görüşmelerinin sağlanacağı anlaşılıyor. Yani Öcalan önümüzdeki süreçte, bu çözüm konusuna destek olabilecek PKK veya Kürt kesimlerinden farklı kesimlerle de görüşmeler yapabilir.
 
Öcalan imajını düzeltmek istiyor:
 
Görünen o ki Abdullah Öcalan “Bebek katili terörist” olarak oluşan geçmişini bir nebze de olsa temize çıkarıp Kürtlerin devletle barışmasını sağlayan lider olarak tarihe geçmek istiyor.
 
Çözüm süreci anayasa çalışmalarıyla paralel yürüyecek:
 
Çözüm sürecinin anayasa çalışmalarıyla paralel yürüyeceği anlaşılıyor. Silahlı olan ama silahlı eyleme bulaşmamış Türkiye vatandaşı PKK’lıların mevcut ve yürürlükte olan yasalar kapsamında topluma kazandırılmaları, Avrupa’da yaşayan 1300 civarındaki PKK’lının başka ülkelere yerleştirilmeleri de planlanıyor. Ancak Türkiye’ye getirilmeleri halinde toplumda infiale yol açacağı endişesiyle başka ülkelere gönderilecek militanların gittikleri ülkelerde yeniden çeşitli gizli servislerin ağına düşmeleri konusu da üzerinde kafa yorulması gereken çok önemli başka bir konu.. Bunların da bir formülle Türkiye’ye getirilmeleri ve göz önünde tutulmaları ülke açısından daha doğru olabilir.
 
Kosova, Bosna, Kuzey Irak:
 
Oslo konusu gündemden düşmüş görünüyor. Bazı görüşmeler için Türkiye’nin askerlerinin de bulunduğu, Bosna, Kosova ve Kuzey Irak gibi merkezler öne çıkabilir.
 
 
Alper TAN
 
09.01.2013
 
 
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016BATI DEĞERLERİ VE HEGOMONYASI SARSILIYOR! 08.12.2016SURİYE ABD’YE GİRİYOR! 02.12.2016KÜRESEL DÜZENİ MÜSLÜMANLAR KURUYOR 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016BATI BATIYOR, ÇÖZÜM KENDİMİZDE 23.11.2016BATI'NIN SÖMÜRGE DÜZENİ YIKILIYOR 19.11.2016BATI NİÇİN PANİKTE? 15.11.2016TRUMP DÖNEMİNDE NELER OLACAK? 10.11.2016BATI BU SAVAŞI KAYBEDECEK. ÇÜNKÜ... 07.11.2016HAÇLILAR NEDEN DAİŞ’İ BİTİRMEK İSTEMEZ? 21.10.2016İŞTE GİZLİ BELGE, ABD EN TEHLİKELİ TERÖR ÖRGÜTÜ 18.10.2016CENK MEYDANI ISINIYOR 13.10.2016
16:14
 // H.d
Hakan fidan tekmi gitti acaba yaninda central intelligence agency yokmuydu ?...
09 Ocak 2013 16:14