YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Grev gösterileri nasıl bitti?
Grev gösterileri nasıl bitti?
19 Kasım 2012 15:46
ALPER TAN

PKK’nın şiddet yanlısı kanadının çözüm sürecini sabote etmek için planladığı ve adına açlık grevi denilen provokatif gösteri sona erdi. En başta bunun bir açlık grevi olmadığı ortada. Açlık grevi yaptığı söylenenlerin tamamına yakınının bünyesinde bir hasar olmadığı belirtiliyor.  Açlık grevi vücutta bir tahribat bırakmadan 67 gün sürdürülebilir mi? Sürdürülüyorsa bunun açlık grevi değil “Açlık grevi gösterisi” olduğu anlaşılıyor. Sadece 2-3 kişinin gerçek manada açlık grevi yaptıkları ifade ediliyor.

Ancak eli kanlı örgüt, gerektiğinde Kürt gençlerinin ölümleri üzerinden siyaset yapmaktan da çekinmemektedir. Eğer ölümler olsaydı sorumluluk devlette değil PKK ve BDP’de olurdu. Meşru siyaset zemininden uzaklaşan BDP ise kendi tabanına bunu izah etmekte çok zorlanırdı.

Yıllardır yazıp söylediğimiz gibi PKK parçalı bir yapıya sahip. Bu gruplar kısaca çözüm isteyenler ve şiddet isteyenler diye tanımlanabilir. Abdullah Öcalan, Murat Karayılan çizgisi “çözüm isteyenler” kanadını oluşturuyor. Fehman Hüseyin çizgisi ise “şiddet isteyenler” cenahını oluşturuyor. Şiddet yanlılarının derdinin Kürt meselesini çözmek olmadığını sadece taşeronluğunu yaptıkları devletlerin hizmetini görmeye çalıştıklarını defalarca ifade ettik. Bu tablo her geçen gün daha da netleşiyor.

Şiddet yanlıları devletin Abdullah Öcalan’ı muhatap almasından son derece rahatsızlar. Ancak bunu açıkça ifade etmiyorlar. Çünkü bunu açıklayacak olurlarsa Abdullah Öcalan’a sempati duyan veya destek veren kesimlerin hışmına uğrama ve desteğini kaybetme riski var. O sebeple üstü kapalı olarak Öcalan’ı refüze etmeye çalışıyorlar. Tıpkı ülkemizdeki yasakçı düzeni savunan kesimlerin her fırsatta Atatürkçülüğü kamuflaj olarak kullandıkları gibi, Öcalan’ın çözüm istemesinden rahatsızlık duyan şiddet yanlısı taşeron PKK’lılar da “Apocu”luğu Kürtlere karşı kamuflaj olarak kullanıyorlar.

Devlet, Öcalan’la zaten görüşüyor, görüşmeye devam ediyor. Ancak Abdullah Öcalan barışçı bir çözümü kabul etmişken ve örgüte bunu telkin ettiği sırada 14 Temmuz 2011’de Silvan saldırısını yaparak çözüm sürecini sabote edenler PKK’nın bu şiddet yanlısı kanadı idi.  Devlet içindeki şiddet yanlıları da onların suç ortağı oldular. 34 köylünün öldüğü Uludere faciası da yine bu koalisyonun eseri idi. Böylece süreci zehirlediler. Eğer bu sabotajlar olmasaydı. Şimdi biz hala çözüm konusunu değil çok daha güzel şeyleri konuşuyor olacaktık. Türk’üyle Kürt’üyle ölen ne kadar insan da hayatta olacaktı.

Açlık grevi gösterisi ile aynı kesimler çözüm sürecini yine zehirlemeye çalıştılar. Ama netice tam istedikleri gibi sonuçlanmadı. Abdullah Öcalan devreye girdi ve gösteri sona erdi. Bu gelişme yani “Grevleri Öcalan bitirdi” görüntüsü PKK’nın çatışmacı kanadını hiç memnun etmedi. Çünkü oyun bozuldu. Bu girişimle Öcalan güç ve itibar kazanmış oldu. Abdullah Öcalan’ın devlet tarafından muhatap alınmayı gerektirecek kadar PKK üzerinde etkin olduğu fikri güçlendi. Bu durum şiddet yanlılarını son derece rahatsız ediyor.

Ancak bu durumu saptırmak için ince bir gayret ve çarpıtma işi hemen sinsice yürürlüğe konuldu. Mesela “Türkiye’nin  Suriye’ye daha fazla odaklanması için Batılı güçlerin PKK’nın ateşkes yapmasını istediği” iddiasını savunanlar olabiliyor. Yani sanki onların çok sevdikleri “Batı” Suriye’deki Baas rejiminin düşmesini çok istiyormuş da elinden bir şey gelmiyormuş. Bu yaklaşım, Türkiye’nin iç mekanizmalarını etkisiz ve itibarsız gören kompleksli ve Batıyı mazur göstermeye yarayan bir yaklaşımdır.

Şunu açıkça ifade edelim. PKK’daki şiddet yanlıları Öcalan’ın güçlenmesini ve etkin olmasını kesinlikle istemezler. Açlık grevlerini Öcalan başlatmadı. Ama eylem Devletin Öcalan’la görüşmesi ve Öcalan’ın da girişimi ile bitirildi. Kemalistlerin Mutafa Kemal’in adını her konuda kullandıkları gibi PKK’lılar da Öcalan’ın adını her konuda kullanıyorlar. Öcalan örgütte her şeye hakim konumda değil. Ancak Öcalan PKK üzerinde hala önemli bir belirleyici konumda.

İmralı Cezaevi'nde kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşen Abdullah Öcalan, Kürt sorununun çözümü için gece gündüz düşündüğünü söylemiş ve Suriyeli Kürtlerle ilgili fikrini de anlatmış. Öcalan, “Suriye Kürtleri 6 kenti ele geçirmekle bu sorunu çözemezler. Araplarla, Yahudilerle, Hıristiyanlarla tüm halklarla ilişki içinde olsunlar. Beraber hareket edebilsinler, yapılarını kurabilsinler ki; ancak bu şekilde özerklik anlamını bulabilir” diyor. Öcalan’ın söylediklerinin Türkçesi şudur: “Suriye’nin kuzey kısmında bulunan ve PKK’nın uzantısı olan PYD örgütü eğer Suriye’de bir şey elde etmek istiyorsa Esad’la değil muhaliflerle birlikte hareket etsin.”

Abdullah Öcalan, kardeşi Mehmet’le görüşmesinde “Çözümün önünü tıkayanlar olduğunu”söylüyor. Dikkat edilecek olursa bu cümlede kastedilenin devlet olmadığı, bizzat PKK ve BDP’deki şiddet yanlılarının hedef alındığı anlaşılacaktır. Bu da yukarıdaki tezimizi güçlendiren bir durum.

Peki son süreçte hükümetin veya Ak Parti’nin hiç mi hatası yok.

Başbakan Erdoğan Ak Parti’nin son kongresi öncesi demokratikleşme konusunda yol haritası niteliğinde 63 maddelik yapılacaklar listesi hazırlattı. Bu iyi ve önemli bir adımdı. Ancak başbakan kongre konuşmasında bunu açıklamadı. Sadece yazılı olarak medyaya dağıttı. O listede yer alan yapılacaklar listesine bakılacak olursa açlık grevi yaptıklarını söyleyenlerin talepleri orada zaten vardı. Ama hükümet bunu anlatamadı.

O listenin 20. maddesinde“Mahkum veya tutukluların eşleriyle biraraya gelmeleri,” 21. maddesinde“Anadilde savunmanın sorun olmaktan çıkarılması,” 22. maddesinde ise “Anadilde kamu hizmetlerine erişim” konularının arka arkaya sıralı olduğu görülecektir. Ama başbakan kongre konuşmasında açıklamadığı için bunlar gölgede kaldı.

Şiddet yanlısı PKK grupları ise bunların nasıl olsa yapılacağını anladıkları için şimdi ön almaya çalışıyorlar. Bunları PKK ve BDP’nin mücadelesi sonucu devlete diz çöktürerek yaptırdıklarına inandırmak için Kürt kamuoyuna gösteri yapıyorlar.

Bir hesap yaptılar. Ama şimdi hesap ummadıkları şekilde bozuldu. Devletin değil şiddet yanlısı PKK’lıların tecrit etmeye çalıştığı Öcalan yeniden güç kazandı. Bakalım bundan sonra ne olacak?

Alper TAN

19.11.2012


 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017
Yüreğinize sağlık
 // Özcan AKAN
Aslında daha önce atılan adımların yok edilmesi, bölge insanının kandırılması, Türkiye'ye karşı dış ülkelerin bakış açısını değiştirmek, şiddetten nemalanarak vampir misali örgütün ömrünü uzatmak.......
19 Kasım 2012 20:24