YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
EYVAAH. “MİT TÜRKİYE’Yİ KOLLUYOR!”
EYVAAH. “MİT TÜRKİYE’Yİ KOLLUYOR!”
19 Ekim 2013 14:37
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, son günlerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yapılan saldırıların iç yüzüyle ilgili çarpıcı bir analiz kaleme aldı. İşte Tan'ın o analizi:

Bazı isimler ve kurumlarla ilgili olarak Türkiye içinden ve dışından yapılan sistematik saldırılar giderek daha çok dikkat çekiyor ve gerçekler billurlaşıyor. Kimin ne yapmaya çalıştığı, kimin, kim veya nere adına konuştuğu-yazdığı-yaptığı daha çok netlik kazanıyor.  Başbakan Erdoğan, siyasi hayatı boyunca belli mihrakların hedefindeydi. Onunla çok uğraştılar. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin takip ettiği dış politika nedeniyle uzunca süre hedefe konuldu. Yıpratılmak ve itibarsızlaştırılmak istendi.  Şimdi sıra MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a geldi. Fidan aleyhinde Washington Times, The Wall Street Journal, Washington Post ve bir sürü İsrail yayın organlarında ardı ardına iddialar ortaya atılıyor.

Peki ne oluyor? Kim ne yapmak istiyor?

Öncesini ayrı tutarak şunu bir kere daha hatırlatalım. Türkiye, 1944 ortalarından 2006 ortalarına kadar ABD’nin güdümünde bir devletti. Gururlu Türkler olarak bizler, Osmanlı Devleti’nden koparılan bütün toprakların çeşitli Batı ülkelerinin mandasına girdiğini kabullendik ve hazmettik. Ancak üzerinde yaşadığımız ülkenin yani Türkiye’nin de aslında mandalaştırıldığını aklımıza bile getirmek istemedik. Çünkü tarih kitaplarında, çocukluğumuzdan beri ninni gibi söylenen resmi hikayelere göre “İstiklal Harbi”nde kahramanca savaşmış ve hain düşmanı denize dökerek koskoca “kötü” Osmanlı İmparatorluğu’ndan “Mükemmel” bir “Milli Devlet” çıkarmıştık. “İş birlikçi padişah, Batılıların dayattığı Sevr Anlaşması'nı kabullenmişti” ama bizim “Düşmanları denize döken büyük kahramanlarımız” bu anlaşmayı tanımayarak “Bağımsızlığımızı” kazandırmıştı. Bizlere anlatılan bu resmi masallar gururumuzu okşuyordu. Bunun dışında bir şeyi düşünmek ve ifade etmekte zaten suçtu. Bu “Milli” kahramanlarımızı koruyan hala yürürlükte yasalar var.

15 Mayıs 2006 hamlesi

1944’te Türkiye’yi bir manda gibi yönetmeye başlayan ABD güdümlü “Üst Yapı” 2006 yılının Mayıs ayında bu defa gerçekten milli devlet adamlarımızın çabalarıyla ortadan kaldırıldı. İşte 17 Mayıs 2006 günü yapılan Danıştay saldırısı, Türkiye’nin ABD’ye yaptığı bu hamlenin cevabıydı. Konuyla ilgili diğer hususlar sadece teferruattır. Ve bu olaydan itibaren Türkiye piyasalarında başlayan saldırılar ve çalkalanmalar, Yeni Ankara’nın yaptığı büyük hamleyi sonuçsuz bırakma çabasıydı. Ama başaramadılar. Kısacası yenildiler.

Yeni Türkiye 15 Mayıs 2006’da doğdu

Dikkat edilecek olursa Türkiye’nin darbelerle ve darbecilerle hesaplaşma davaları yani Ergenekon, Balyoz vs konuları ile demokratikleşme çabaları, bu tarihten sonra hız kazanmış ve arka arkaya önemli adımlar atılabilmiştir. Ekonomik kalkınma hamleleri de, dış politikamızın milli bir kimlik kazanarak etkin olmaya başlaması ve dikkat çekmesi de buna paralel ilerlemiştir.

Yine hatırlanacak olursa Türkiye’nin “İranlaşması” yalanları halk tarafından itibar görmeyince bu defa “Malezyalılaşma,” “Mahalle baskısı” gibi yeni düzmece tabirlerle Ankara’nın suçlanması gündeme getirilmişti. Bunlar da tutmayınca dış politika açısından “Eksen kayması” masalı ortaya atıldı. Tabi beraberinde “Neo Osmanlılık” yakıştırmaları da..

Bu iddialar bazen Türkiye’de pişirilip Batı’ya servis ediliyor, bazen de Batı’da pişirilip iliştirilmiş medya ve siyasetçiler tarafından Türkiye’ye servis ediliyordu. Bu doğrultuda gündem oluşturulmaya, içeride hükümete karşı halk kışkırtılmaya çalışılıp, zinde odaklar harekete geçirilmeye çalışıldı. 2007 Temmuz seçimlerinde büyük bir halk desteği ile yeniden başa gelen iktidar partisi, 2008 Mart’ında açılan bir dava ile vesayetçi yargı eliyle kapatılmak istendi.

Ama bütün bu numaraların hiçbiri tutmadı, tutmadı tutmadı..

Arap Baharı’nın itici gücü Yeni Türkiye

Artık Türkiye sadece kendisinin bağımsızlaşması ile kalmayıp diğer Müslüman ülkelerin de gerçek bağımsızlığa kavuşmaları için kolları sıvadı. Tunus’ta başlayıp Mısır, Libya ve Suriye’yi etkisi altına alan ve adına “Arap Baharı” hareketin arkasındaki en önemli itici güç hiç şüphesiz “Yeni Türkiye” idi. Bunun böyle olduğunu başından beri hep söyledik durduk. Ancak ülkemizde iliştirilmiş kesimler bu hareketlerin arkasında da ABD ve Batı’nın olduğu iftirasını koro halinde söylediler. Aynı kesimler Ak Parti hükümetinin de ABD ve Batı’ya taşeronluk yaptığı yakıştırmasını yaptılar. Peki ne oldu?

Özellikle ABD, Avrupa ve İsrail merkezli son yayınlar ve suçlamalardan açıkça görülüyor ki “Arap Baharı”nın arkasında asla ABD, Avrupa ve İsrail yokmuş. Aksine bu ülkeler Arap Baharının tamamen karşısında imişler. Özellikle “Mısır Baharı”na karşı General Abdülfettah Sisi tarafından yapılan kanlı darbe, tüm gerçekleri gün yüzüne çıkardı. ABD, Avrupa ve İsrail, bunun bir darbe değil terörizme karşı tedbir olduğu tezini savundular, darbeci ordunun demokrasiyi koruduğunu savundular ve darbecilere destek verdiler.

Peki bunlar böyle iken MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a kimler saldırıyor? Dikkat ediniz aynı odaklar saldırıyor. MİT Müsteşarı Fidan, “Türkiye’nin milli çıkarlarını gözeten” işler yaptığı gerekçesiyle hedefe konuluyor, ölümle tehdit ediliyor. Geçen yıl bir önceki MİT Müsteşarı Emre Taner de hedefe konulmuş ve yıpratılmak istenilmişti. Acaba Emre Taner ve Hakan Fidan’a sistematik olarak saldıran içerideki ve dışarıdaki odaklar, kişiler daha önceki MİT müsteşarlarına neden hiç ses çıkarmamışlardı? Bunu nasıl anlamamız gerekir? Biz şunu anlıyoruz: Demek ki Emre Taner’e kadar görev yapan MİT başkanları CIA gibi MOSSAD gibi hareket ediyormuş. En azından MİT, o güne kadar CIA’ın MOSSAD’ın ayağına hiç basmıyormuş.

ABD’nin, Avrupa’nın, İsrail’in ve bunların kontrolündeki yerlerin Tayyip Erdoğan’a, Hakan Fidan’a, Ahmet Davutoğlu’na veya başka devlet yetkililerine saldırısı o isimlerin sadece onur ve itibarını arttırır. Onlara asla bir şey kaybettirmez. Onların halkımız nazarındaki yerini güçlendirir ve yüceltir.

ABD’de Wall Street Journal’daki yazıda Hakan Fidan ne diye suçlanıyor? “Türkiye’nin istihbarat şefi Suriye’de kendi yolunu çizdi” başlığı ile suçlanıyor. Yani Türkiye’nin istihbaratının başındaki adam ABD halkına ve özellikle kritik makamlardaki yetkililere şikayet ediliyor. Ne olsaydı yani? Türkiye’nin en üst istihbarat kurumunun başındaki görevli, kendi ülkesinin değil de ABD ve İsrail’in çıkarlarını mı gözetseydi!

Önceleri daha örtülü olan, MİT ve Başbakan Erdoğan’a yönelik fiili saldırılar 7 Şubat 2012 tarihinde ortaya çıkan “Soruşturma” hamlesiyle daha somut hale geldi. Türkiye’de devşirilen bazı yayın kuruluşları düzenli biçimde MİT’e saldırmaya başladılar. Hatta MİT karşıtlığı yayın politikası haline getirildi. Açıktan saldırmayı riskli gören başka bazı yayın kuruluşları ise dolaylı saldırı yapan bir çizgide devam ediyorlar.

Taşeronlar kimlermiş?

7 Şubat 2012’de MİT üzerinden başlayan saldırıların arkasında gerçekte kimlerin olduğunu ve bu saldırıda rol alanların kime hizmet ettiklerini o günlerde açık açık ifade etmiştik. Şimdi her şey ortada artık. Umarız en azından kasıtlı değil de farkına varmadan o kampanyaya alet olanlar gerçekleri görür de pişmanlık duyarlar.

Ancak bu ideolojik veya ücret karşılığı yapanlardan böyle bir şey beklemiyoruz. Hükümete “ABD’nin taşeronu” diyenler kimlerdi? MİT’e operasyon çekenler kimlerdi? Şimdi son yaşananlar ışığında bir düşünelim: TAŞERON KİMMİŞ!? Hükümet mi hükümete saldıran veya operasyon çekenler mi? Ne dersiniz?

..ve büyük savaş yaklaşıyor

Tüm bu gelişmelerin kısa özeti şudur: Artık Türkiye bağımsız ve güçlü bir devlet. Türkiye’nin bağımsızlığı, dostları sevindirirken düşmanları da çıldırtıyor. Ne diyelim daha beter olsunlar.

Bugünleri görmek de bizleri sadece mutlu eder. Fakat bu gelişmeler, öteden beri dikkat çekmeye çalıştığımız “Büyük Savaş”a iyice yaklaştığımızın da işaretidir. Ona da hazır olalım.

Alper TAN

19.10.2013

 

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

İÇERİDEN VE DIŞARIDAN İNCE İNCE İNCİLER

28 ŞUBAT “ÜST YAPI” VE DEMİREL

28 ŞUBAT, BÇG VE YEŞİL HOLDİNGLERİN GERÇEK YÜZÜ!

DÜNYA YENİDEN KURULUYOR

28 ŞUBAT’IN 28 GÜNAHI

YENİ CHP ÇOK TUTARLI VE ÇOK BAŞARILI

MISIR'I UNUTTURMAK İÇİN SURİYE ÖNE ÇIKARILIYOR

DÜNYA SAVAŞI BAŞLADI HABERİNİZ OLSUN

DEĞİŞEN DÜZENLER VE KÜRESEL SAVAŞ İHTİMALİ

BÜYÜK SAVAŞIN KÜÇÜK PROVALARI

BÜYÜK OYUN

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017
İLERİYİ GÖRÜŞ BUNA DERLER
 // emircan köksal
SN.ALPER TAN,ELINE VE DILINE SAGLIK 19.10.2013 TE YAZDIGIN BU YAZI HAKIKATEN TARIHI BIR BELGE.PROGRAMLARINI ILGI ILE IZLERDIM.ŞİMDİ HAYRAN KALDIM.ALLAH SENI VE SENIN GIBILERI KORUSUN.SAYGI VE SEVGILERIMLE CANIM KARDEŞİM...
09 Şubat 2014 Pazar 02:54
16:03
 // ebam+släm levent
türkiye halen abd nin gudumunde bir ulke tayip erdogan ortadogu esbaskani deyilmi goreceksiniz tayip erdogan kuru kabadayiliktan oteye gidemecek. askerlerin tasviyesi abd nin isteyi ve yardimiyla olmustur, abd nin musadesi olmadan gazzeye gidemedi erdogan ozamanda bagimiz devletiz demistiler,...
26 Ekim 2013 16:03
fidanlar çınar olsun
 // hocam
Allahım vatanını ,bayrağını ,Allahını, kitabını, seven onlara sahip çıkan kardeşlerimize yardım et...amin.düşmanlarını kendi dertleri ile başbaşa bırak.
...
21 Ekim 2013 Pazartesi 08:35