YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ergenekon gazeteciliği budur
Ergenekon gazeteciliği budur
07 Mart 2011 11:30
ALPER TAN

Ergenekon medyası ve kendini demokrasi havarisi zanneden, ama Ergenekon sürecini tam anlamamış bazı kafası karışıklar “Bu kadar da olmaz” edası ile tutuklanan gazetecilerin avukatlığını yapmaya soyundular. Neymiş? Nedim Şener Hrant Dink’in öldürülmesi ile alakalı kitap yazmışmış. Ahmet Şık şöyle bir gazeteciymiş. Falan filan.

Nedim Şener’in yaptığı şey, gerçeklerin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak değildi. O, hem Ergenekon’u hem de Dink cinayetini sulandırma ve bazı gerçekleri kamu nazarında gölgelendirme çabasındaydı. Bir Ergenekon işi olduğu ve TSK içindeki bir cuntanın planlamasıyla gerçekleştirildiği ortada olan Hrant Dink cinayeti, Nedim Şener’in kitabıyla polis üzerine, poliste de güya cemaat mensubu isimler üzerine yıkılmaya çalışılıyordu. Polisin ise cemaat kontrolünde olduğu kanaati oluşturularak, aslında “Ergenekon operasyonunu da cemaat yapıyor” düşüncesi yayılmaya çalışılıyordu. Dolayısıyla “Cemaat, polis vasıtasıyla TSK ile hesaplaşıyor” mesajı verilmeye uğraşılıyor, Genelkurmay, cemaat üzerine kışkırtılıyordu. Bu gazetecilik midir?

PKK, son yıllarda en az üç parçaya bölünmüş durumda. Bunlardan birinin tamamıyla Ergenekon’un emrinde olduğu ortadadır. Dolayısıyla PKK, bölünme nedeniyle zaaf içinde. Yani artık Abdullah Öcalan’ın kontrolünde değil. Ama bütün işi tezvirat, önemli davaları sulandırma ve psikolojik operasyonlara katkı olan Oda TV isimli internet sitesinden çıkan notlarda  “Örgütün, Öcalan'ın kontrolünde olduğunu sürekli vurgula. Örgütü zayıf gösterecek yayınlardan uzak dur” deniliyor. Bu adamlar PKK’yı güçlü göstererek acaba bu ülkenin hangi ulusal çıkarlarına hizmet etmiş oluyorlar? Oda TV’de çıkan notlarda “PKK'yla ilgili sıkıntı çıkaracak haber yapılmasın” deniliyor. Sizce bu gazetecilik midir? PKK neden korunuyor?

Yine aynı yerde çıkan notlarda “Pehlivan’a söyleyelim şehit cenazelerini öne çekelim, hükümete karşı kullanalım” deniliyor. Acaba şehit cenazelerini bu “Pehlivan’lar” nasıl öne çekiyorlardı. Acaba gazeteci zannettiklerimiz, bir terör örgütü ile işbirliği içinde Mehmetçiklerin öldürülmesini planlayıp, sonra da o şehitler üzerinden siyasi ve ideolojik propaganda mı yapıyorlardı? Gazetecilik bu mu yani?

“Karanlık oda”dan çıkan başka bir notta, “Cemaat PKK ile anlaştı, yakınlaşıyor konusu işlensin, bir şeyler bulun. Medya önünde bir temas şekli yaratılamaz mı? …… yandaş medyadaki bazı isimler aracı olsun” deniliyor. Yani bir camiaya çamur atmak için yandaşlarının hazırlayacakları bir mizansenle kurgu haberler için çalışılıyor. Devamında “AKP ve Cemaat kamuoyunda kısa vade en etkili şekilde PKK üzerinden vurulabilir. Her türlü fırsat değerlendirilmeli. Cemaati, yurtdışı istihbarat örgütleri ile bağlantılı gösterelim. Özellikle İsrail ve Amerika” deniliyor. Bir hükümeti, cemaati veya başkalarını yıpratmak için kurgu haberler yapmak ve mizansenler hazırlanmasını sağlamak ne zamandan beri gazetecilik oldu?

“Karanlık oda”dan çıkan notlarda bakın başka ne dehşet verici ifadeler var. Deniliyor ki “Özellikle şehit cenazeleri büyük bir fırsat, Öcalan'ın ve BDP’nin her açıklaması, 'ordunun yıpranması bunlara alan açtı' şeklinde verilmeli. Her şehit cenazesinde komutanlar içeride vurgusu. Öcalan'ın söylemleri sürekli gündemde kalsın. Hükümet ile anlaşma yönünde gündem sıcak kalsın. Bu konuda propaganda çok önemli, örgütün eylemleri bu noktada kullanılabilir.” İşte bazılarının gazetecilik dedikleri bu propagandalar.

“Karanlık oda”nın notlarında bakın başka neler var: “Öcalan ile aynı safta görünmemiz sürece zarar veriyor, Öcalana M. Öztüzün üzerinden AKP'ye sıcak mesajlar vermesi iletilsin (Müyesser bakacak)” deniliyor. Buradan da anlaşılıyor ki; kamudaki hakim kanaatin aksine İmralı’daki Abdullah Öcalan, avukatları üzerinden PKK’yı yönlendirmiyor. Başka odaklar, avukatlar üzerinden Abdullah Öcalan ve PKK’yı yönlendiriyorlar. PKK, Kürtlerin haklarını savunan bir örgüt değil, Ergenekon’un derin hesaplaşmalarına hizmet eden bir işbirlikçi örgüt. Bu uğurda Kürtlerin çocukları “Kürdistan’ı kuracağız” zannıyla, askerlerimiz de “vatanı koruyoruz” düşüncesiyle hayatlarını kaybediyorlar. Birileri de bu kanlı tezgahta kirli planlarını yürütüyor.

“Karanlık oda”nın notlarında "Sabri'nin (Muhtemelen Sabri Uzun) kitap konusunda çekincesi var. İkna etmeye çalışalım. Kitabı seçimden önce yetişmeli. Nedim, Ahmet Şık'la bu konuda görüşsün. Kitaba çalışırken cesur olun. Çıkarma ve ekleme yapmaktan çekinmeyin. Bu kitap Simon'dan daha kapsamlı olmalı” deniliyor. Bir emniyet mensubuna kitap yazdırılıp, sonra da o kitaba bazı ekleme ve çıkarmalar yapılarak 12 Haziran’da yapılacak seçimler öncesinde siyasi amaçlı kullanılmak isteniliyor. Bunun adı da gazetecilik oluyor.

Sıfatı gazeteci olan bir kadın bir siyasi parti lideri ile yatarak bunu görüntülemek, sonra da belli amaçlar doğrultusunda bu görüntüleri kullanmak istiyor. Başkaları ile bu konu planlanıyor. Gazetecilik bu mudur?

Gazetecilik, haber malzemesi olaylar üretmek midir, yoksa gelişen olayları yayınlamak mıdır? Gazetecilik, partilerin genel başkanlarının kim olacağını belirlemek midir? Terör örgütleri ile işbirliği yapmak, askerlerin öldürülmesine destek vermek ve haber amaçlı fahişelik yapmak ne zamandan beri gazetecilik oldu? İyi ki bu ülkede hala cesur savcılar var. İyi ki hala bu ülkede vicdanı bozulmamış hakimler var.

Alper TAN
07.03.2011

 

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017
AYDINLIK TÜRKİYE!
 // ömer çağdaş
olan bitenlere ışık tuttuğunuz için bizleri aydınlattığınız için tebrikler.....
08 Mart 2011 23:51
Bu sesi duyurmak lazım!
 // Teo Man
Alper bey'in bu müthiş ''bakış açısı''nı herkese duyurmak şart! Birileri çalışırken aklı selim olanların oturması olmaz! Yoksa birileri gazetecilik adı altında olayları sulandırıp manipüle ediyorlar; buna dur demek için Alper bey'in yazılarını sık sık atıflarda bulunmak ve reklamını yapmak gerekli....
08 Mart 2011 19:16
Girift
 // Batuhan cebeci
Buna kısaca At izi it izine karışmış denir.. benim burda bişeyler yazmam haddime değil alper tan gercekten taşı gediğine koyarak herkesi aydınlatıyor.....
08 Mart 2011 17:09