YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..
DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..
17 Şubat 2014 11:35
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, Gezi provokasyonlarının ardından kaleme alıp o günün şartlarından ötürü yayınlamadığı yazısını bugün gözler önüne serdi. İşte Tan'ın o yazısı:

HATIRLATMA:

Gezi provokasyonlarının ardından 1 Temmuz 2013’te bir yazı kaleme almıştım. Yayınlanmadan önce, sağduyusuna ve aklına önem verdiğim birkaç dostuma yazıyı okuttum. O günün şartlarında bu yazıyı “sert” buldular ve “yanlış anlaşılır” dediler. Ben de 1 Temmuz 2013’te tamamen dostane duygularla uyarı amaçlı kaleme almış olduğum bu yazıyı yayınlamadım. Kendi kendime “sansür” uyguladım. Ama şimdi virgülüne dokunmadan yayınlıyorum. 17.02.2014

DOSTLAR DÜŞMAN, DÜŞMANLAR DOST OLUNCA..

Ülkemizde son iki sene içinde meydana gelen bazı gelişmeleri anlamakta ve içimize sindirmekte çok zorlanıyoruz. Birilerinin hatalarını dile getirirken acaba başka bir hata yapmış olur muyuz kaygısı ve hassasiyeti ile, bir de hata olarak gördüğümüz hadiselerin bir yanılgı olma ihtimali veya bir şekilde düzelebileceği umuduyla sessiz kalmayı yeğliyoruz. Ancak görüyoruz ki yanlış görülen şeyler düzelmek ve azalmak bir yana her geçen gün daha da artıyor.

Sözünü ettiğimiz yanlışlıklar, Türkiye’deki değişim karşıtlarının öteden beri var olan ve devam eden hataları değil. Aksine on yıllardır yasakçı statükonun hışmına uğramış, çile çekmiş kesimleri temsil eden ve yıllardır değişim yönünde tavır koymuş, mücadele etmiş olanların aniden saf değiştirerek, bugüne dek mücadele ettikleri zihniyetin tarafına geçerek onlarla aynı safta bu defa Türkiye’deki değişimi gerçekleştirenlere karşı savaşmaya başlayan kesimlerin yaptıkları.. Anlamakta zorlandığımız kesimler bunlar. Acaba neleri kastediyoruz?

Tüm konuşmalarında ihlastan, uhuvvetten, kardeşlikten ve dayanışmadan bahsedenlerin, omuz omuza olması gereken kardeşlerine karşı gizli bir savaşa tutuşmalarını anlamakta zorlanıyoruz.

Bu milletin düşmanlarının liderlerine bile söylendiğini duymadığımız ağır hakaretleri ve rencide edici sözleri kendi ülkesinin liderine söylemekten imtina etmeyenleri anlamakta zorlanıyoruz.

Ülkeyi karıştıran “çapulcuların” içinden bile iyi adamlar çıkabileceği ihtimalini dile getirerek onların eleştirilmelerine karşı çıkanların, halkın oylarından aldığı yetkiyle ülkeyi yönetenlere karşı takındıkları tavrı anlamakta zorlanıyoruz.

“İsrail otoritesini sarsacak” girişimleri eleştiren ve yanlış bulanların, kendi ülkesinin otoritesini hedef alan eylemlerin içinde veya arkasında olmalarını anlamakta zorlanıyoruz.

Türkiye’nin, komşusu İran’la eğitim iş birliğine karşı olanların, Türkiye’nin ABD ile İngiltere ile Almanya ile Fransa ile ve hatta İsrail ile eğitim iş birliğine hiç ilişmemiş olmalarını anlamakta zorlanıyoruz.

Türkiye’nin hasmı bir ülkede oturup da kendi ülkesinin en önemli kurumunun başındaki isme operasyon yapılmasını teşvik, tasvip ve organize edenleri anlamakta zorlanıyoruz.

Din adına ortaya çıkıp da İslam’ı sadece ahlak ve barıştan ibaret, aksiyonu olmayan bir din boyutuna indirgeyen ve pısırık Müslümanlığı telkin edenleri anlamakta zorlanıyoruz.

Din adına hareket edip, bu mütedeyyin gariban milletten toplanan paralarla uluslararası festival ve folklor düzenleyerek dini, folklorik hale getirenleri, İslam’ın içini boşaltanları anlamakta zorlanıyoruz.

Başkalarını “Güç sarhoşluğu” ile suçlayıp, yakın adamlarının yönetim hırsı ve güç sarhoşluğuna kapıldıklarını, bu uğurda meşru-gayrimeşru her imkanı kullandıklarını görmek istemeyenleri anlamakta zorlanıyoruz.

Türkiye’nin hasmı ülkelerin gizli servisleri ile düşüp kalkan, onlarla ortak proje ve ortak operasyon tertip edenleri, “Niye böyle yapıyorsunuz” diye sorulduğunda ise kendilerinin bile inanmadıkları suni ve basit gerekçelere sığınanları anlamakta zorlanıyoruz.

Düşmanlarının safına geçtiklerinde zelil bir duruma düşeceklerini görmek bir yana “Yeni insanlar kazandıkları” tesellisiyle kendini kandıranları ve böyle avunanları anlamakta zorlanıyoruz.

İlkesel olarak savunamayacakları şeyleri, başkalarının ağzından ve dolaylı yollarla dillendirmeyi tercih edenleri anlamakta zorlanıyoruz.

“Dövene elsiz, sövene dilsiz” olmayı telkin edenlerin, durana sövmelerini bu ülke için çalışanı dövmelerini anlamakta zorlanıyoruz.

“Lime teguluune ma la tef’aluun” düsturunu her fırsatta öğütleyenlerin, “Kendi yapmadıklarını telkin etmelerini,” Türk’çe konuşup, İngiliz’ce amel etmelerini anlamakta zorlanıyoruz.

“Evrensel barış”tan dem vurup kendi ülkesinin yönetimiyle savaşanları, “diyalog”dan söz edip diyaloğu sadece yabancılarla yapanları anlamakta zorlanıyoruz.

Halkımızdan toplanan paralar sayesinde devşirilen güçle, ülkemize karşı operasyonlar yapılmasını anlamakta zorlanıyoruz.

Kur’an’da, inananlara, “Düşünmüyor musunuz?” “Akletmiyor musunuz?” denildiği halde, Allah’ın verdiği aklı kullanmayıp, güvendiği insanların her hatasında bir “hikmet” arayan ama dostane uyarılarda muhakkak bir “ihanet” vehmeden toplulukların gidişatını anlamakta zorlanıyoruz.

Belki “anlamakta” değil de anladıklarımızı, onlara “yakıştırmakta” zorlanıyoruz. Kimleri kastettiğimizi soranlar olabilir. Kimseyle şahsi bir derdimiz yok. Burada sıraladığımız vasıfları üzerinde bulunduran herkesi kastediyoruz. Maksadımız kimseyi incitmek değil. Bu dostun, dostu uyarısıdır. Umarız bizimki kesin bir yanlış anlama olsun.

Eskhylos; “Önemli olan iyi yaşamak değil, yaşamayı iyi bitirmektir der. Andre Tardieu şunu söyler: “Herkes dünyanın düzene girmesini ister. Fakat çabayı komşusundan bekler.”

Eba Müslim Horasani ise gerçeği daha çarpıcı anlatır; “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarına yakınlaştılar. Yakınlaşılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.” 

Alper TAN

01.07.2013

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR


İSLAM’A KARŞI PROTESTAN İSLAM ÜRETİLİYOR

PARALEL CIA PARALEL MOSSAD İÇERİDE

KARANLIK ADAMIN KALBİNE GİRMEK!

KİM İÇİN SAVAŞIYORUZ?

BİLDİRİ DAĞITAN SAVCI MI ADALET DAĞITAN HAKİM Mİ?

VESAYETÇİ MÜSLÜMANLARLA İMTİHANIMIZ-MISIR VE TÜRKİYE

MISIR'DA PISIRIK MÜSLÜMANLIĞIN SONU

KÜRESEL PROJELERE KÜRESEL DARBE

HAK ETTİN BUNU ERDOĞAN

TAKSİM DEREBEYLİĞİ'Nİ KİM KURDU?

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016
İşbirlikçi
 // basdere kapadokya
işbirlikçi lafını sayın tana hiç yakıştıramadım.......
28 Şubat 2014 Cuma 20:50
02:06
 // RİCA
Alper abi; yarın keşke dememek için, şu 75 yıldır rafa kaldırılan sözde Atatürk'ün vasiyeti ile bugünkü F.G'nin hilafete, halife olarak talip olması arasındaki ilişki ağını derinlemesine bir araştırın derim. Bilgi ve birikiminiz, biz sıradan vatandaşlardan kat kat fazla. Ne mi diyorum? Sözde Atatürk'ün vasiyetinde, halifeliğin tekrar gündeme getirilmesi sözkonusu; bu gün de, o halife ben olmalıyım diyen, hatta üstünü başını yırtan biri var. Buyrun araştırın....
20 Şubat 2014 02:06
eskişehir ilahiyat fakültesi
 // ebru avşar
yine herzamanki gibi anlaşılır ve akıcı baglantılarıyla mükemmel bir analiz olmuş... ...
18 Şubat 2014 Salı 16:21