YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Devletin şefkati ve gazabı
Devletin şefkati ve gazabı
20 Ekim 2011 14:58
ALPER TAN

Olağanüstü hal (OHAL) uygulaması, 19 Temmuz 1987'de başlayıp 30 Kasım 2002 tarihine kadar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 13 vilayette devam etti. Yani 15 yıl uygulandı. 12 Eylül darbesi öncesi, 1979 yılında başlayıp 1987'ye kadar süren sıkıyönetim dönemi de hesaba dahil edildiğinde, bu bölgeler 23 yıl boyunca olağanüstü kurallarla yönetildi.

Sıkıyönetim ve olağanüstü hal yönetimleri döneminde 5 binden fazla şehit verdik. Bu sayıdan daha fazla sivil vatandaş terör olaylarında hayatını kaybetti. Yine aynı dönemde 30 binden fazla PKK'lı da öldürüldü. Emekli bir genelkurmay başkanının ifadesiyle o dönemde "PKK beş defa yok edildi." Buna rağmen terör sona ermedi, PKK varlığını devam ettiriyor. OHAL yönetiminin uyguladığı, antidemokratik ve gayri insani usuller, terör örgütünün işine yaradı elini güçlendirdi. OHAL uygulamaları, terörü devam ettirmek için PKK'ya çok elverişli bahane ve gerekçeler üretti. Örgüte en yoğun katılımlar o dönemlerde gerçekleşti.
Unutmayalım ki PKK, ilk eylemi olan 15 Ağustos 1984 Eruh saldırısını sıkıyönetimin en şiddetli uygulandığı dönemde yaptı. O tarihte 12 Eylül darbecileri tüm gücüyle iş başındaydı. Askeri dönemin getirdiği kurallarla eli kolu ve iradesi bağlanmış bir sivil hükümet vardı. 1970'lerde oluşmaya başlayan PKK yapılanması 12 Eylül darbecilerinin hazırladığı derin saksılarda gelişti ve güçlendi. ASALA terörü amacına ulaşınca, ASALA durduruldu. PKK markası çıkarıldı. 1983'te Turgut Özal başbakanlığındaki ANAP hükümeti göreve başladığında da PKK kendisine biçilen misyonu uygulamaya başladı.
OHAL süresince, OHAL yönetiminin uygulandığı vilayetlerde verilen şehit sayısı 5.052. OHAL süresince OHAL vilayetlerinde hayatını kaybeden sivil vatandaş sayısı 5.677. Aynı dönemde 13.678 güvenlik personeli ve 6.751 sivil vatandaşımız yaralandı. OHAL döneminde öldürülen terörist sayısı ise 30 binden fazla. Peki sonuç ne? 2011'in Ekim ayında hala PKK terörünü konuşuyoruz.

2004'te çıkarılan "Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun"a dayanılarak oluşturulan zarar tespit komisyonlarına ilk iki yıl içinde 223.294 müracaat oldu.
Kafası şiddetten başka bir şeye basmayan yasakçı devlet anlayışı sonucu, OHAL döneminde vatandaşla devlet arasındaki mesafe hızla açıldı. 1997 yılı itibariyle Diyarbakır DGM'de faili meçhullere ilişkin 13.344 dosya bulunuyordu. Ama sayı bununla sınırlı değildi. Malatya'da 879, Erzincan'da 695, İzmir'de 177, İstanbul'da 83, Ankara'da 73, Kayseri'de 37, Konya'da 22 faili meçhul cinayet dosyası mevcuttu. Bunların toplamı 15.310 ediyor. 28 Şubat darbesi döneminde faili meçhuller zirve yaptı. 2 000'li yıllara gelindiğinde faili meçhul cinayet sayısı 17 500'ü aşmıştı. Kapatılan DGM'lerle birlikte bu faili meçhul cinayetlerin de üstü kapatılmış oldu. Çok şükür ki şimdilerle bazı dosyalar yeniden açılmaya başlandı. Umarım devamı gelir. O karanlık dönemler iyice aydınlatılır.

OHAL döneminde, OHAL bölgesinde 1.248 siyasi cinayet meydana geldi. OHAL uygulanan vilayetlerde, işkence ve kötü muamele sebebiyle 1.275 suç duyurusunda bulunuldu. OHAL bölgesinde 55.371 kişi gözaltına alındı, 145.231 kişi DGM'de (Devlet Güvenlik Mahkemesi) yargılandı. Resmi verilere göre 1997 itibarıyla OHAL bölgesinde toplam 3.428 yerleşim birimi tahliye edildi. 378.335 vatandaş zorunlu göçe tabi tutuldu. Ama gayri resmi rakamlar, sayının çok daha yüksek olduğunu işaret ediyor.

Cebir, şiddet ve yasaklar hayatın doğal akışı haline gelmişti. İnsanların ana dilini konuşması, anadilinde şarkı söylemesi bile yasaklar dahilindeydi. Bu çerçevede 259 müzik kaseti de yasaklandı.

MHP Genel Başkanı, "Sorunun çözüm adresi hükümet değildir. Hükümet sorunu çözme konusunda acizdir" diyor. Bahçeli aynı konuşmada CHP'yi de kafası karışık olmakla itham ediyor. Devamında hem Ak Parti hem de CHP'yi, PKK konusunda acziyet içinde olmanın ötesinde "bölücülük sancıları yaşamakla" da suçluyor. BDP'yi ise, doğal olarak "PKK'nın siyasi uzantısı" şeklinde ifade ediyor. Bu mantığa itibar edecek olursak TBMM'de MHP dışında vatansever bir parti kalmıyor. Aynı Bahçeli, bir dakika sonra "Gazi meclisimiz üzerine düşeni fazlasıyla yapmış ve hükümete sınırötesi operasyon yetkisi vermiştir" diyor. 550 sandalyeli o "Gazi Meclis'in" sadece 53'ü MHP milletvekili. Bahçeli yine aynı konuşmada iki dakika sonra "Hükümetin arkasında kararlı bir millet iradesi" olduğundan söz ediyor. Ama sınırötesi operasyon talebinde bulunarak işi askere havale ediyor, OHAL uygulaması istiyor.
O bölge, 23 sene sıkıyönetim ve olağanüstü idareyle yönetildi. Bugüne kadar 25 de sınırötesi askeri operasyon yapıldı. Biraz önce de altını çizdiğimiz gibi eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un ifadesiyle askeri olarak PKK, 5 kez yok edildi. Ama tekrar canlandı. Demek ki tek başına askeri operasyon veya sınırötesi harekat yetmiyor. Askeri operasyonlar dışında esas olarak siyasi olarak ne yapılmalı? Siyasetçilerin bu konuya daha fazla kafa yormaları gerekir. Aksi halde bu tür konuşmalar, "Biz, siyasetçiler problemi çözemiyoruz. Asker çözsün" anlamına gelir.

Öfkelerimize tabi olmak, aklıselimi terk etmek, bazılarının yaptığı gibi halkı sokağa çağırmak veya sadece intikam yemini etmek ne yazık ki meseleyi çözmez belki derinleştirebilir.

Devlet, halkına şefkat elini uzatırken, masum halkın güven ve emniyetini temin ederken, huzursuzluk üreten, şiddet ve terör uygulayanlara da elbette gazap yumruğunu indirmeli. Bunu eşzamanlı yapmalı. Olağanüstü idareyle değil, olağan, demokratik, insani yöntemlerle, akılla ve mantıkla..

20.10.2011
Alper TAN


 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017
AYNEN ÖYLE !
 // BATUHAN
Sn.TAN kalbine sağlık yine güzel bir analiz. Doğrusu kafamızda farklı çözümler oluşmuştu, şükür ki yine aklıselim galip gelecek. Yalnız teröristler o yörenin yerli mahlukları, oraları karış karış ve çok iyi biliyorlar. Bunların bulunup derhal kaybedilmeleri lazım, yoksa tekrar eğitilmiş olarak karşımıza çıkarlar.Birde hala daha çok muammalar var bilmediğimiz çok şeyler dönüyor geç kalınmadan tam tespit ve ölü elegeçirilmeli....
21 Ekim 2011 09:46
cok dogru
 // Abdullah Türkmen
Sükunet, sükunet, sükunet. Akli selim sekilde hareket cok önemlidir. meselemiz öfkeyle kalkip zarar ile oturmak degil. o yüzden, acimiz agirda olsa, akli selimi elden birakmamak gerekir.......
21 Ekim 2011 04:47