YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Devlet halkla savaşmalı mı?
Devlet halkla savaşmalı mı?
30 Eylül 2010 18:19
ALPER TAN

Devletin, korku siyaseti uygulayıp, insanları sindirerek kendi gücünü hissettirip yönetme anlayışı artık sona eriyor. Şimdiye kadar devlete göre halk oluşturulmak istendi. Onun için de tek tip, ideolojik, renksiz, edilgen ve kişiliksiz insanlar çoğaldı. Güdümlü insanlar devletin çok kilit noktalarına getirildi. Kişilikli, cesur ve sistemi eleştiren anlayıştakiler sistem dışına itildi.

 

Devlet, kendi eliyle kendi vatandaşlarını gruplara ayırdı. Dindarlar, Kürtler, solcular, ülkücüler, Aleviler, Ermeniler, çeşitli sıfatlarla yaftalanarak kenara itildi. Bunların içinde yasakçı düzenle işbirliği yapanların ve itiraz etmeyenlerin önleri açıldı. Diğerleri muhtelif bahanelerle düşman ilan edildiler. Dolayısıyla etrafımızdaki tüm ülkeler düşman gösterilirken içimizdekiler de düşman sayılıyordu. Yani ilan edilmemiş bir savaşı fiilen yaşadık.

 

Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” sözü en yüksek duvarlara yazıldı. Ama bu söz duvarda asılı kaldı. Etrafımızda dört bir yanımız düşman, içimiz de düşman(!) doluydu. Halkıyla fiilen savaşan bir devlet yapısı hakim oldu. Ama yapılanlar Atatürkçülük adına yapılıyordu. Toplumun tüm kesimleri acılar yaşadı. Küçük bir mutlu azınlık dışında baskı ve zulümden payını almayan yok gibiydi. Duruma hakim derin yapılar eliyle provokatif olaylar yapıldı. Sonra da bu olaylar bahane edilerek halkın üzerine gidildi.

 

Devletin adaletsizliğinin ceremesini çekmeyen kesim yok ama bu kesimlerden biri de Kürtlerdi. Devletin araştırmasına göre Nisan 2009 tarihi itibariyle, 1979’dan bu yana çeşitli sebeplerden dolayı öldürülen Kürt sayısının 46 bin 700 olduğu belirtiliyor.

Ülkemizde 17 bin 500’den fazla faili meçhul olay, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin tozlu dosyalarında saklanıyor.

Çıkan olaylarda 33 bin civarında Kürt sakat kaldı.

41 binden fazkla Kürt cezaevinde. Yani cezaevinde bulunan vatandaşların üçte birinden fazlası Kürtlerden oluşuyor.

Ve bunların yüzde 87’si 18-41 yaş arası.

Sadece yüzde 13’ü 41-60 yaş arasında.

23 bin Kürt ise yurt dışına kaçmış vaziyette.

 

Şu an ülke içinde bin 800 civarında PKK militanı var.

Kandil’deki militan sayısı 2 bin, Avrupa’dakiler ise 500 civarında. Avrupa’daki militanlar daha çok siyasi amaçlı çalışıyor.

 

PKK  sebebiyle hayatını kaybeden şehit sayısı resmi olarak 5 bin 671 gösterilmekle birlikte, emekli sandığından PKK vesilesiyle şehit maaşı alanların sayısı 10 bin rakamını buluyor. Buradan şehit sayısının da tam olarak açıklanmayarak gizlendiği ortaya çıkıyor.

19 bin gazi ve sakat vatandaşımız var.

Bütün bunların toplamı yaklaşık 200 bini buluyor.

1980 öncesinde de 200 bin civarında insanımız çeşitli şekillerde ziyan edilmişti. Bütün bu kurbanlar baskıcı düzenin bekasını sağlamak için verildi. Kurbanların bir kısmının genel adına şehit, bir kısmına terörist, solcu, ülkücü, Alevi, dinci veya bölücü dediler. Ama insanlarımızı çeşitli bahanelerle kurban edenler, yukarda kadeh tokuşturdular, ülkenin rantını paylaştılar. Şehit olan çocukların anaları kışlaya giremedi, kız kardeşleri de üniversite kapılarından geri döndü. Babaları ise “göbeğini kaşıyan adam” yaftasına tabi tutuldu.

 

Şimdi düzen değişiyor. Devlete göre vatandaş oluşturmak yerine halka göre devlet tanzim edilmeye çalışılıyor. Açılımlar bunun için, darbe anayasasının değiştirilmesi çabası bunun için. Terörün bitirilme çabası bunun için. Alevi açılımı bunun için. Halkıyla savaşan devlet anlayışından vazgeçiliyor. Devlet halkıyla barışmak istiyor. Bu açılımlarla devlet bir bakıma tövbe istiğfar ediyor. Halkından özür diliyor. Hatalarının hesabını veriyor. Pişmanlık duyuyor.

 

Ergenekon davası süreci ile bir taraftan Silivri’de yargılama sürerken diğer taraftan da derin devletin günahları ortaya dökülerek, bu günahı işleyenlerin millet vicdanında da yargılanması isteniyor. Devlet kendi eliyle içini temizliyor. Bunu da şeffaf ve halkın gözü önünde yapıyor.

Olanları böyle okumak daha doğru olur.

 

Yeni devlet anlayışı, bu iradeyi ortaya koyarken vatandaş olarak bizlerin de bu süreci desteklemesi gerekir. Bu süreç hükümetle sınırlı bir süreç değil. Bu süreci desteklemek hükümeti desteklemek anlamına da gelmez. Tıpkı anayasa referandumunda olduğu gibi siyaset üstü bir desteğe ihtiyaç var. Siyasi partiler kısır parti çekişmelerini bir tarafa bırakıp halkın huzuru ve ülkemizin geleceği için güç birliği yapmalı.

 

Bir bakıma dünyanın yeniden şekillenmeye başladığı önümüzdeki süreci millet olarak kendi lehimize çevirmenin başka yolu yok. Siyasi partiler açısından, PKK terörünün bitirilmesi süreci en yakın imtihan olacak. Başörtüsü yasağının kaldırılması ve yeni anayasa da diğer imtihanlar.

 

Devletin yeni anlayışının halkla savaşmak değil her kesim dahil halkla barışmak ve lider bir dünya devleti olmak olduğunu siyasi partiler dahil tüm kurumların ve halkımızın anlaması gerekiyor.

 

Alper TAN

30.09.2010

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016BATI DEĞERLERİ VE HEGOMONYASI SARSILIYOR! 08.12.2016SURİYE ABD’YE GİRİYOR! 02.12.2016KÜRESEL DÜZENİ MÜSLÜMANLAR KURUYOR 29.11.2016Bu NATO'yla ne işimiz kaldı? 26.11.2016BATI BATIYOR, ÇÖZÜM KENDİMİZDE 23.11.2016BATI'NIN SÖMÜRGE DÜZENİ YIKILIYOR 19.11.2016BATI NİÇİN PANİKTE? 15.11.2016TRUMP DÖNEMİNDE NELER OLACAK? 10.11.2016BATI BU SAVAŞI KAYBEDECEK. ÇÜNKÜ... 07.11.2016HAÇLILAR NEDEN DAİŞ’İ BİTİRMEK İSTEMEZ? 21.10.2016İŞTE GİZLİ BELGE, ABD EN TEHLİKELİ TERÖR ÖRGÜTÜ 18.10.2016CENK MEYDANI ISINIYOR 13.10.2016
ne yani
 // gamze gul
3/1 kürtmüş cezaevlerinin. 3/2si de Türk ama. Ne yani kürtler hiç mi cezaevine girmesin. bunu mu demek istiyorsun alper bey?...
06 Ekim 2010 02:59
İNSAFSIZCA ELEŞTİRENLER İNSAN GİBİ TEŞEKKÜR'DE ETMELİLER !
 // BATUHAN
Sn.Alper TAN Beyefendi'yi tüm benliğimle kalpten kutluyor Şahsına ve kalemine hakikat'te başarılar diliyorum. Hatasız ve yanılmadık beşer olmaz fakat bir insan hep yanılmadığı gibi tamda isabetli olamayabilir önemli olan doğrularını teşekkür edip desteklemek eğrilerinide isabetli olmak şartıyla eleştirmek haddinide bildirmek lazım. Birilerinin yamuğunu yazınca kıyameti koparıyorlar dosdoğruları yazınca okadar cömert davranmıyorlar !...
01 Ekim 2010 09:51
potensiyel suçlu,zavallı millet...
 // ibrahim çelikoğlu
Devletin bankları kırıldı,çiçekleri talan edildi.İçi kin ve intikam duygularıyla doldurulmuş millet.Devleti için şehit olmaya gidene yapılan akla mantığa sığmaz.İtelenmiş,kakalanmış,fişlenmiş,kandırılmaya çalışılmış.
Önüne kese konarak.İki üç kuruşa muhtaç bırakılarak.Sözde devlet sırtını millete dayamış,ondan bilgi edinmek istiyor.Çelişki çelişki içinde.Bir yandan düşman,öbür yandan muhtaç.Milleti olgunlaştırma yerine yozlaştıran "ke...
01 Ekim 2010 09:33