YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Değişen Türkiye'de değişmeyen CHP
Değişen Türkiye'de değişmeyen CHP
16 Mart 2011 12:41
ALPER TAN

Apaçık ortada. Türkiye hızla değişiyor. Belli kesimlerin kasıtlı iddialarının aksine değişimin temel dinamiği, toplum taleplerinden kaynaklanıyor. Toplumun bu talebi ve beklentisi, kısmen de olsa tereddütlü biçimde, “Sistemi değiştirmeye çalışıyor” görünen “Erbakan partilerine” yönelmişti. Toplum bu konuda 28 Şubat sürecinde büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Necmettin Erbakan’ın sistemle mücadele etmediği anlaşılınca halk, Erbakan’a rağmen onun partisini ayrıştırdı ve dönüştürdü. Bu sayede Ak Parti hareketi doğdu. Ak Parti ile beraber “Milli Görüş” hem geniş toplum kitlelerine hitap edecek şekilde kendisi değişmeye hem de toplumu değiştirmeye başladı.

Bu yönüyle Ak Parti, Erbakan’ın “Milli Görüş”ünden kopmuş ancak gerçek milli görüşe evrilmeye başlamıştır. Yani toplumun değişim taleplerini iyi okuyan Ak Parti, toplumsal dinamikten aldığı güçle hem değişen hem de değiştiren bir faktör olmuştur. Devletin temel kurumlarındaki değişim yanlıları Ak Parti’ye ciddi destek sağlamış, gelişen uluslar arası olaylar ise değişim atmosferini kolaylaştırmıştır. Kaderin, bu ülkenin önüne serdiği fırsatlar ise göz ardı edilmemeli.

Her değişim sürecinde karşılaşılan zıtlaşmalar, bu süreçte de yaşanmaktadır. Toplumun, ortalarda görünen kesimleri değişimi savunanlarla, statükoyu savunanlar arasında dağılmış görünüyor. Bundan dolayı, eski anlayışların devamı olarak “orta yol” siyaseti takip edenler silinmektedir.

Demokrasi, sivilleşme, insan hakları, özgürlüklerin genişletilmesi ve devletin bağımsızlaşması, kısacası statükonun değişim zarureti sonucu yaşanan kutuplaşmalar kaçınılmaz olarak yaşanmış olmakla beraber bunun uzun süre devam etmesi de farklı sıkıntılara yol açabilir.

Bu konuda siyasi taraflara görevler düşüyor. Toplumun sakinleşmesi ve atmosferin yumuşamasında siyasi liderlerin söylem ve tavırları çok önemli. Seçim sürecinde siyasi partilerin bu kutuplaşmayı kaşıması ve buradan siyasi rant beklentisi yüksek. Bu riskli bir durum. Umarım millet ve ülke çıkarlarını önde tutarlar. Türkiye değişirken ve bu, açıkça belli iken muhalefetin yerinde sayması toplum desteğinin yok olması anlamına gelir.

Bu noktada CHP’de samimiyeti tartışmalı da olsa çarşaf açılımı ile başlayan süreç önemli. Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki bazı adımlar da CHP’deki değişimin vurgulanması bakımından hafife alınmamalı. Onur Öymen gibi Dersim Katliamını savunan, Muharrem İnce gibi cumhurbaşkanını boykota yeltenen, Hurşit Güneş gibi “Kürtler kucağımıza oturacak” diyen, Süheyl Batum gibi askeri darbeye davet edercesine ve kışkırtıcı bir üslupla, hayıflanarak “Meğer asker kağıttan kaplanmış” şeklinde konuşan adamların sarmalındaki bir partinin değişmesi kolay değil.

Bu zihniyetin hakim olduğu bir partide genel başkanın, cemaatleri toplumsal gerçeklik olarak kabul edip şimdiye kadar “savaş” verdiği bu kesimlere zeytin dalı uzatması küçümsenmemeli. Öte yandan cumhuriyet boyunca kendisini laiklik bekçisi olarak gören CHP’nin “karın doyurmadığını” gördüğü için belki ilk defa, laiklik istismarını bırakıp, gerçek toplumsal konulara yönelmesi de bu parti açısından bir dönüm noktası sayılabilir. Bir kısmı yalan yanlış veya hayali de olsa artık CHP’nin yolsuzlukları, aile sigortasını, askerlik süresini, siyasi malzeme yapması önemli bir aşama.

Samimiyeti konusunda soru işaretleri olsa bile ve ayrıca bir taraftan Ergenekoncuları savunmaya devam ettiği için çelişkili de olsa yarım ağız “Darbeciler yargılanmalı” sözleri de yabana atılmamalı. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun 12 Eylül 2010 referandumu öncesi “Başörtüsü sorununu biz çözeriz” sözleri, sadece laftan ibaret kalsa bile bu gün üniversitelerde başörtüsü probleminin YÖK tarafından fiilen çözümüne büyük katkı sağlamıştır.

CHP açısından bütün bu hayra alamet gelişmelerin önünde Kılıçdaroğlu’nu bekleyen büyük bir tuzak ve imtihan var. Bunlardan biri ODATV süreci ile açığa çıkan Baykal ve CHP’ye komplo tezgahını kimin planladığı konusunda yargı sürecine destek olmak. Ama daha da önemlisi “Ergenekon’u kurtarmak” olarak anlaşılacak olan Silivri sanıklarını Meclis’e taşıma planına karşı tavrının ne olacağı.

CHP’nin bir yandan milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılsın derken aynı zamanda da Ergenekon sanıklarını dokunulmazlık zırhına kavuşturmaya çalışması parti açısından tehlikeli bir durum. Çünkü eğer CHP, Ergenekon sanıklarını dokunulmazlık zırhına kavuşturursa hem kendisiyle çelişecek, hem Ergenekon’un en büyük mağdurlarından olan Kürt seçmeni iyice CHP’den uzaklaştıracak hem de zeytin dalı uzattığı mütedeyyin kesimler nazarındaki inandırıcılığını yitirmiş olacaktır. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun inandırıcı olması için Ergenekon’a üye olmaktan vazgeçmesi yetmez; o sözlerini de samimi şekilde telafi etmesi gerekir. Kılıçdaroğlu’nun Ergenekon sanıklarını Meclis’e taşıması, şimdiye kadar attığı tüm olumlu adımların üstüne sünger çekmesi anlamına gelir.

Kısacası CHP’nin artık ordudan, yargıdan darbeci medyadan ve karanlık odalarda iş yürüten cuntacılardan ve yabancı güçlerden umudunu kesip sadece halka güvenmesi ve ne bekliyorsa halktan beklemesi gerekir. Türkiye değişiyor. CHP’de aynı yönde değişirse, değişimi yönetebilirse devam eder. Bunu yapamazsa DP’nin, DYP’nin, ANAP’ın, DSP’nin durumu ortada. CHP kendini ya bunların yanına hazırlayacak ya da geleceğe.

Ümit edelim ki geleceğe hazırlasın. Allah’tan ümit kesilmez.

Alper TAN
16.03.2011

 

 

 

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017NİÇİN “HAYIR” DEMELİYİZ! İŞTE SEBEPLER.. 06.03.2017ASLINDA “KİMLER RAHATSIZ” 03.03.201728 Şubat'ın 28 Günahı 28.02.2017FETHULLAH’I VERSELER NE OLACAK! 23.02.2017BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ? 15.02.2017ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI? 12.02.2017SANDIĞA GİDERKEN DÜNYADA NELER OLUYOR? 09.02.2017DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU 31.01.2017ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI! 17.01.2017ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ! 02.01.2017BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ! 30.12.2016SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ? 27.12.20162017 VE SONRASI NELER OLABİLİR? 22.12.2016BU “TERÖR” DEĞİL, “DIŞ SALDIRIDIR” 17.12.2016İRAN, MÜFLİS BATININ TRUVA ATI MI? 16.12.20163.DÜNYA SAVAŞININ ADI “TERÖR” 12.12.2016
SORGULAMAK ADINA DEGİL ...
 // veliahtprens
Sayın Alper Tan bey'e soruyorum ,sorgulamak adına degil ,bilgilenmek ,endişelerime çözümler varsa ,görmek adına.Bu ülkede degişimden dönüşümden söz ederken yanıbaşımızda olup bitenleride görüyoruz.Orta dogu halklarına liderliklerden,örnek teşkil etmelerden bahs geçerken buralarda olup bitenler Türkiye'nin rüzgarının esintisiylemi?yoksa bir 100 yılımızı çalanların bir 100 yılımıza daha göz diktiklerininmi işaret fişegidir?Sizlerden ricam yere sağlam bas...
16 Mart 2011 21:27
et tırnaktan kopmaz...
 // ibrahim çelikoğlu
Türkiye'nin değişmesi brokrasisinin adil,ahlak,ticari ahlaktan vazgeçmediği taktirde geçer.Güvenlik güçleri yaptığı görevi kendi çıkar ve menfaatlara göre yönlendirir ona göre rapor tutar,yargıya bile iletmeyi kendi menfaatlarına göre ayar ederse böyle bir devlette düzelme olamaz.Hırsız çalar torbanın adamlarına yatırırsa(uğuşturucu,kumar,kadın vs.)Hırsızın hırsızlığını kimse ispat edemez.Güvenlik güçlerinden saklı gizli iş yapmaya kalkışanlar......
16 Mart 2011 14:10
NASİHAT Mİ ? MUSİBET Mİ ?
 // BATUHAN
"Bin nasihatten bir musibet yegdir". Sn.Alper bey bunlar realiteye döneceklerde aralarında birlik ve beraberlik yok. Alışmışlar hazırcılığa, üretici olmaları oy alabilmeleri için yeni bir zihniyet geliştirmeleri, yeni bir nesil yetiştirmeleri lazım.Bunları ancak kasetlerle hızaya gelir, yoksa iktidar olmaları için daha çok 33 yıl bekleyecekler. Baştakiler tüm sıfırları tüketerek zavallıca cuntacılardan, ergenekonculardan medet umarak oy bekliyorlar....
16 Mart 2011 13:34