YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
CHP'de iç hesaplaşma zamanı
CHP'de iç hesaplaşma zamanı
17 Mayıs 2010 14:38
ALPER TAN

7 Mayıs’tan bu yana Türkiye’nin en çok konuşulan konusu “Baykal’ın filmi.” Konuşulanları ibretle izliyoruz. Baykal olay patladıktan sonra 3 gün konuşamadı. İlk konuşmasında da “komplo” dedi. Filimdeki kadın ise 5 gün sonra konuştu. “ailecek üstesinden geleceğiz” dedi.

Konu esastan çok şekil üzerinden konuşuldu. “Böyle bir kasetin yayınlanmasının etik dışı olduğu” üzerinden devam edildi. Çok az kişi işin esasına dikkat çekti. Elbette böyle bir kasetin yayınlanmasını tasvip etmek mümkün değil. O çirkef işin yapılması kadar yayınlanması da ahlak dışı.

Gelelim işin özüne. Baykalcılar, yayınlanan kasetin montaj olduğunu ileri sürdüler. Bu tür olaylar karşısında şimdiye kadar karşılaşılan ilk savunma “montaj” savunması. Şunu unutmayalım. Montaj demek sahte veya sanal demek değildir. Gerçek olduğunun en sağlam ispatlarından biridir. Var olan bir görüntünün montajı yapılır. İkincisi ise şimdiye kadar yayınlanan ama “montaj” denilen bu tür görüntülerin hiç birinin sahte olmadığı gerçeğidir. Zaten Baykal kendisi montaj demiyor. “Duvara kamera yerleştirmişler” diyor. O yönüyle de “komplo” olarak değerlendiriyor. Komplo olması görüntünün gerçekliğini ortadan kaldırmıyor.

Görüntüde olanlar Baykal’ın eşiyle olan görüntüsü değil. Evli bir erkeğin, evli bir kadınla görüntüsü. Yani karısını aldatan bir siyasi liderle, kocasını aldatan (veya kocasının bilgisi dahilinde) bir kadın. Bir parti liderinin yaklaşık 20 yıl önce sekreteri olarak işe başlattığı, sonra da milletvekilliğine terfi ettirdiği bir kadınla evlilik dışı bir münasebet. Bu durumun iki bekar veya dul kişinin münasebetinden daha farklı bir noktada değerlendirilmesi gerekir. Yayınlanan videoda olanlar, Hüseyin Üzmez’in tacizinden daha az ahlak dışı değil. Siirt’teki istismardan çok farklı bir konu değil.

Bütün bu ahlak dışı duruma rağmen CHP üst yönetiminin bu rezilliği savunması, toplumun ahlak değerlerinden ne kadar uzak yaşadıklarının apaçık bir göstergesi. Bu olayda Deniz Baykal’ın da, Nesrin Baytok’un (ve muhtemelen eşinin) de ahlaken mağdur olmadıkları anlaşılıyor. Hatta bunlardan biri veya ikisi çirkin bir oyun veya komplonun ortağı da olabilir. Ortada iki mağdur var. İlk mağdur, Deniz Baykal’ın aldatılan eşi Olcay Baykal ve diğeri ise ülkesini, namusunu emanet etmek üzere Deniz Baykal’a oy vermiş olan halk.  CHP’ye kimin genel başkan olacağı tabiî ki önemli. Ancak ülke siyasetine yıllarca damgasını vurmuş bir liderin aslında nasıl bir adam olduğunun unutulmaması gerekir. Toplumun ahlaki değerleriyle uyuşmayan insanların toplum adına siyaset yapması ne kadar sağlıklı bir durum.

Gelelim CHP’ye kimin genel başkan olacağına. Kemal Kılıçdaroğlu aday olduğunu açıkladı. Kemal Bey bu kararından vazgeçinceye kadar adaydır. Kemal Bey şimdiye kadar kıvırmaları ve “U” dönüşleriyle tanındı. Her ne kadar belli kesimler onu “Gandi” sıfatıyla cilalamaya çalışsa da bu naylon bir sıfat. Naylon Gandi’den lider olmaz. Bu kurultayda Kılıçdaroğlu da dahil kim genel başkan seçilirse seçilsin geçici bir durum olacağa benziyor. Seçilecek isim muhtemelen en fazla yıl sonuna kadar devam edebilecek. Yani hafta sonu yapılacak kurultayda CHP bir “emanetçi” seçecek. 5–6 ay sonra ise olağanüstü kongre ile esas kişiyi seçmeye çalışacaklar.

Ama CHP’de bundan sonra suların durulmasını beklememek lazım. Partide kaynama ve çatışma devam edeceğe benziyor. Mevcut yapısıyla CHP’nin sol ve sosyal demokrat kesimlerin beklentilerini karşılaması mümkün değil. Yine bu şekilde siyasi varlığını sürdürmesi de kolay değil. Muhtemelen CHP kendi kendisiyle tarihi bir muhasebe ve hesaplaşma sürecine girecek. Bu hesaplaşma sonunda büyüyen bir CHP beklemiyorum. Muhtemelen de küçülen veya parçalanan bir CHP görülebilir.

Acı olan şu: Türkiye, İran’la ilgili “Uranyum takası” konusunda komşusunu uluslar arası infazdan kurtaran tarihi bir karara imza atarken, büyük olduğunu bir kere daha dünyaya ilan ederken, bu başarıyı konuşmak yerine, siyasi hayatının “sekarat vakti”ni geçiren CHP liderinin gayr-i meşru ilişkisini ve bu bitik partinin başına kimin geçeceğini konuşmak zorunda kalıyoruz.

Türkiye’nin dış politikasını yeniden yapılandıranları bir kere daha kutluyoruz.

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
KRİZDEN FIRSAT ÇIKARMA VAKTİ 04.10.2017Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali 21.09.2017BÜYÜK HESAPLAŞMAYA DOĞRU.. 18.09.2017BATI DÜNYASI NEREYE YUVARLANIYOR? 04.08.2017"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017
Maşalla
 // Temo
Sayın Alper TATN sizin görüşlerinizi ve analizlerinizi epeydir takip ediyorum.Hakkatn Türkiyede akıllı ve doğru analiz yapan nadide adamlardan birisisiniz. Sizi en içcen ve en samimi bir şekilde tebrik ediyorum....
24 Mayıs 2010 09:22
kaleminize kuvvet
 // ZEKİ DURSUN
Çok güzel ifade etmişsiniz yazınızda kaleminize kuvvet ağzınıza sağlık.....
21 Mayıs 2010 13:42
TEŞEKKÜR
 // ASIM ÇANAK
SAYIN ALPER TAN ULKE GÜNDEMİNE DAİR YORUMLARINIZI TELEVİZYON DAN TAKİP EDİYORUM VE SİZİ TAKDİR EDİYORUM NEDENİ DOGRULARI KORKMADAN VE ÇOK GÜZEL ANALİZ EDİYORSUNUZ LUTFEN HEP BÖYLE KALIN BİNLERCE TEŞEKÜRLER...
19 Mayıs 2010 22:14