YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ?
BU SİSTEMİN NE ZARARI VARDI DA DEĞİŞTİRİYORUZ?
15 Şubat 2017 16:25
Türkiye referandumda çift başlı sistemin devam edip etmemesini oylayacak. Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, sistemin neden değişmesi gerektiğini örneklerle analiz etti. İşte Tan'ın o analizi:

Kısmi Anayasa değişikliğinin halkoylamasına götürülmesi için 2 aylık bir zaman var. “18 maddelik değişikliğe ne ihtiyaç vardı da referanduma götürülüyor?” Gündem bu.. “Gül gibi bir Anayasamız vardı. Ama iktidar partisi durduk yerde icat çıkarıyor..!” CHP ve bileşenleri böyle bir görüntü veriyor.

Peki, gerçekte durum ne?

Şimdilerde “Cumhurbaşkanlığı Sistemi”ne karşı çıkan CHP, 2007’deki referandumda da Cumhurbaşkanını “halkın seçmesine” karşı çıkmıştı. Öte yandan, 2007’de Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkan CHP ve bileşenleri aynı sene TBMM’nin Cumhurbaşkanını seçmesini de engellemişti. Eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 367 hurafesini yumurtlamış, Özal, Demirel ve Sezer Cumhurbaşkanı seçilirken hiç hatırlanmayan bir zorlama kural peydahlanmış ve Abdullah Gül’ün Meclis’te Cumhurbaşkanı seçilmesi önlenmişti. TBMM’de Cumhurbaşkanı seçiminin ilk oturumunun yapıldığı günün gecesi, 27 Nisan 2007’de dönemin vesayetçi generalleri internet bildirisi ile iktidara karşı tavır alarak siyasete müdahale edip CHP, ANAP ve DYP ile siyasi ittifaka girişmişti.

Eğer CHP ve müttefikleri 2007’de bu zorbalıkları yapmamış olsalardı, bugün belki de bu Cumhurbaşkanlığı sistemini bu şekilde tartışmıyor olabilirdik. Türkiye’deki yeni sistem arayışlarının, CHP’nin dayatmacı, inkarcı, redci ve asimilasyoncu zorbalığından kurtulmak için gerekli olduğunu hatırlatmak gerekir.

CHP ve müttefikleri, zorba siyasetleriyle hem mevcut sistemi tıkayıp çalışmaz hale getiriyorlar hem de tıkanan sistemin açılması için çalışanları “despot” olarak göstermeye yelteniyorlar.

Çift başlı yönetimler her zaman için istikrarsızlığa mahkum ve daima “dış müdahalelere” açıktır. Türkiye’nin geçmişinde de hep böyle olmuştur. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasındaki “Anayasa kitapçığı fırlatma” krizi yakın tarihin en çarpıcı örneğidir. Saçma-sapan bir didişmeyle koca memleket, siyasi ve ekonomik buhrana sürüklenmiş, onlarca banka batmış faiz bir gecede % 7 bin 500’e fırlamış, vatandaş bir günde dımdızlak hale gelmişti.

Bütün örnekler bundan ibaret değil.

Mevcut sistemi savunmakta olan CHP ve bileşenleri değişikliğin önemini gerçekten anlamak istiyorlarsa kendi tarihlerine yani CHP’nin tarihine baksınlar yeter..

Cumhuriyetin kurucuları, iki silah ve dava arkadaşı olan Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü.. Biri Cumhurbaşkanı diğeri Başbakan olduğunda karşı karşıya geldiler. Mustafa Kemal, 1938’de İsmet İnönü’ye küskün vaziyette öldü. İnönü, Mustafa Kemal hayattayken onun kuyusunu kazmaya çalışıyordu. Atatürk’ün ölümünden sonra onun ismini ve resmini bile kağıt paralardan silen İsmet İnönü, kendi resimlerini bastırtmıştı. Yani bu ülkede Atatürk’ü ilk silen adam, İsmet İnönü’nün ta kendisidir.

Celal Bayar’la Adnan Menderes, aynı partinin liderleriydiler. Ama daha sonra ters düştüler ve Menderes idam edildiğinde Bayar’a kırgın ve küskündü.

Kenan Evren, 1982 Anayasasıyla kendine göre bir yönetim sistemi kurgulamıştı. Ama Turgut Özal Başbakan olduğunda geçinemediler, ters düştüler.

Sonra Özal Cumhurbaşkanı oldu ve yerine “mutemet” adamı Yıldırım Akbulut’u Başbakan yaptı. Akbulut vefa göstermedi. Özal’a kafa tuttu. Özal, Akbulut’a kırgın olarak ruhunu teslim etti. Partisinin diğer başbakanlarından Mesut Yılmaz’a da küskün gitti.

Özal’ın vefatıyla Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Süleyman Demirel de “mutemet” birini, Tansu Çiller’i Başbakan koltuğuna oturttu. Ne oldu? 28 Şubat 1997’de “Darbelerin Babası” Demirel, Tansu Çiller’in Başbakan olmaması için darbeci generallerle işbirliği yaptı. Demirel de Çiller’e küskün öldü.

Demirel’den sonraki örnek ise hepsinden daha vahim. Milletle uzaktan yakından ilgisi olmayan asosyal bir tip olan Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer sözüm ona “tarafsız” olduğu varsayımıyla TBMM’deki 5 partinin ortak adayı olarak Cumhurbaşkanı seçildi. “Tarafsız” Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in hiçbir tarafı olmadığı için kısa zaman sonra ne o kendini seçen partileri tanıdı ne de halkı tanıdı! Millet karşıtı bir güruhun dolduruşlarıyla kendisini de memleketi de heba etti gitti. Adı söylendiğinde ise sadece çıkardığı 2001 krizi, kırmızı ışıkta durması, Emin Çölaşan’ın hatırını sorması ve marketten sepetle birşeyler alması dışında hatırlamıyoruz. O hala bütün partilere küskün.. Belki biraz Doğu Perinçek’i seviyordur..

Öncekiler kadar olmasa bile Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Başbakan Tayyip Erdoğan arasında da yer yer ciddi sıkıntılar oldu. Erdoğan Cumhurbaşkanı olunca Başbakan Ahmet Davutoğlu ile pürüzler yaşandı.

Bütün bu örnekler gösteriyor ki problem, yer yer şahıslarda da olsa esas sorun iki başlı kurgulanmış yönetim sisteminde. Bu çift başlı sistem daha fazla sürdürülemez. Hele hele 2007’deki halkoylaması ile Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmeye başlamasından sonra asla sürdürülemez.

Kaldı ki içinde olduğumuz süreç itibariyle büyük bir küresel savaşın ortasındayız. Bu savaş ortamında bürokrasiye fazla boğulmadan ama istişareden de taviz vermeden hızlı kararlar almak ve hemen uygulamaya koymak zorundayız. Güçlü ve dirayetli ve aynı zamanda halka hesap veren iktidarlara ihtiyacımız var. Kırılgan ve dış müdahaleye açık bir yönetim sistemi işe yaramaz.

Bütün bu sebeplerle bu yönetim sisteminin değişmesi gerekiyordu.

Alper TAN

15.02.2017

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

ABD’NİN DİNCİ SİYASETİ TUTAR MI?

DONALD TRUMP’A TEŞEKKÜR MEKTUBU

ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!

ABD, NATO, TERÖR VE CUMA HUTBESİ!

BATI SAVAŞI KAYBETTİ. İSTESE DE İÇ SAVAŞ ÇIKARTAMAZ!

SURİYE’DE KİMLERLE SAVAŞIYORUZ?

KÜRESEL DÜZENİ MÜSLÜMANLAR KURUYOR

BU NATO'YLA NE İŞİMİZ KALDI?

BATI'NIN SÖMÜRGE DÜZENİ YIKILIYOR

BATI NİÇİN PANİKTE?

BATI BU SAVAŞI KAYBEDECEK. ÇÜNKÜ...

İŞTE GİZLİ BELGE, ABD EN TEHLİKELİ TERÖR ÖRGÜTÜ

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
KRİZDEN FIRSAT ÇIKARMA VAKTİ 04.10.2017Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali 21.09.2017BÜYÜK HESAPLAŞMAYA DOĞRU.. 18.09.2017BATI DÜNYASI NEREYE YUVARLANIYOR? 04.08.2017"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017
Münafık farklı 2
 // Nezir
Devam ediyordu kaşarlı fitne,büyük deccal krallığı uğruna ortadoğuyu kan gölüne çeviren deccalıda aklayıp, burada akan kanın ve büyük fitnenin müsebbibi olarak, bu fitnenin karşısında mücaadele verenleri suçluyordu. Yani resmen herşeyi ters yüz edip, deccalın değirmenine su taşıyordu. Rabbimden iman etmeyen herkese hidayet etmesini diliyorum ama bunu münafık taife için istemek içimden gelmiyor....
19 Şubat 2017 Pazar 15:15
Münafık farklı 1
 // Nezir
Sevgili Peygamber Efendimiz münafığın kafirden beter olduğunu bildirmiştir.Bunu bir TV. kanılında seyrederek adeta o mucizeyi gördüm.Eline mikrofonu geçirmiş,15 temmuz ihanetinin faturasını ustaca faaillerden alıp,mağdurların üzerine yüklüyordu.Failleri ise mağdur gibi gösteriyordu.Failler eğer bir mağduriyet yaşamışsa bunun müsebbibi fetodur.Onlar onun yüzünden hapse atılıp, ekmeklerinden oldular münafık bunu ters yüz ediyordu.Sanki pramitten çıkmışda gelmiş gibiydi....
19 Şubat 2017 Pazar 15:15
Bu sistem darbelere zemin hazırlayan bir sistem...
 // Musa
Vesayetçilerle diğer bütün hainler el ele vermiş işbirliği yapıyorlar.

Bugün Adnan Oktar kendi kanalında ilginç bir şeye dikkat çekti. 12 rakkamının masonlar için ayrı bir anlamı olduğunu söyleyip 12 Mart'ın ve 12 Eylül'ün bu tarihe denk getirilmesine işaret etti.

O darbeler devam edebilsin diye birileri yırtınıyor......
19 Şubat 2017 Pazar 01:53