YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
BİRLİĞİN GÜCÜ VE DÜŞMANIN KORKUSU
BİRLİĞİN GÜCÜ VE DÜŞMANIN KORKUSU
21 Ekim 2013 16:23
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, eski Türkiye ile yeni Türkiye'nin kıyaslayan çarpıcı bir analiz kaleme aldı. İşte Tan'ın o analizi:

İsmet İnönü, Türkiye’nin alfabe değişikliğinin amacını açıklarken şöyle diyordu: “Harf devriminin TEK AMACI ve HATTA EN ÖNEMLİ AMACI, OKUMA YAZMANIN YAYGINLAŞMASINI SAĞLAMAK DEĞİLDİR. Devrimin temel gayelerinden biri, yeni nesillere geçmişin kapılarını kapatmak, ARAP-İSLAM DÜNYASI İLE BAĞLARI KOPARMAK ve DİNİN TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ ZAYIFLATMAKTI. Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik. Din eserleri eski yazı ile yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı.”  İsmet İnönü’nün bu itirafları aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini de özetlemektedir.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca halk bir tarafta, devlet başka bir tarafta oldu. Devletin önemli kurumları, halkın hizmetinde olmak yerine halkın karşısında pozisyon aldı. Memurlar, kendini halkın amiri olarak gördü. Milletin memuru olması gerekenler milletin karşısındaki devletin memuru oldular. Belki de onun için memurlara “Devlet memuru” deniliyordu.

Bir zamanlar şalvarlı çarıklı vatandaşların şehirlere girmeleri bile engellenmeye çalışıldı. Halkın, dinini öğrenmesi, ana dilini konuşması yasaklandı. Alfabe değişikliği yapılarak tarihle ilişkimiz maddi-manevi koparıldı. Dilimiz değiştirilerek kuşa çevrildi. Özenti ve taklitçi nesiller teşvik edildi. Anadolu insanlarının okumalarının önüne gizli ve dolaylı ama bilinçli engeller sıralandı. Anadolu sermayesinin gelişmemesi için her türlü numara yapıldı.

Böldüler, yönettiler

Milletimizin tarihinden koparılmasıyla birlikte, komşularımızla, akrabalarımızla ilişkilerimiz de koparılmış oldu. Dostlar ve kardeşler arasına kin ve husumet tohumları saçıldı. Ülke içinde toplum, laikler, dinciler, Kürtçüler, Aleviler, sağcılar, solcular gibi sanal parçalara ayırıldı. Ayrıştırma ve kutuplaştırma üzerinden ülke yönetildi.

Öldürdüler “meçhul” dediler

Bizzat “Derin” devlet eliyle planlanan olaylar sonucu bu milletin evlatları hayatlarının baharında harcanıp gittiler. Bu ülkede “Ergenekonvari” yapılanmaların temellerinin atıldığı 1957 yılından 2003 yılına kadar 46 binden fazla faili meçhul ama “malum” cinayet işlendi. Bu faili malum cinayetlerin 17 800 civarı 1990-2003 arasında işlendi.

Daha birkaç yıl öncesine kadar hükümet bir şey söyler, bazı generaller çıkar, hükümeti boşa düşürecek açıklamalarla ülke gündemini belirlerlerdi. Medya koro halinde askerin borazanlığını yapar ve onları sürekli konuşmaya teşvik ederdi. Generaller parlatılır, siyaset kurumları sistematik olarak itibarsızlaştırılırdı.

Görüşlerini, verdikleri hukuki kararlarla ortaya koymaları gereken yüksek mahkeme başkanları, siyasi konuşmalarla gündeme ortak olurlardı. Bu ülke, seçmenin yarısının oylarıyla tek başına iktidara gelmiş partilerin kapatılmasını isteyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıları gördü. Bu ülke bir kaç sene arayla çıkarılan ekonomik krizler yaşadı. Bu ülkenin bankaları, çeşitli operasyonlarla boşaltılarak batırıldı ve ölü fiyatına satıldı. Bankalarda batırılan paralar tekrar masum vatandaşa fatura edildi.

Düşmanla dost olup, dostla aramıza mayın döşedik

Bu ülkenin başbakanı ABD Başkanı'nın önünde emir eri gibi bekletildi. Türkiye, IMF ve Dünya Bankası’nın vereceği paralara muhtaç hale getirildi. TSK, NATO çerçevesinin dışına çıkamadı. Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı’nda ülkemize saldıranlar dost ve müttefik sayılırken düne kadar aynı ülke içinde yaşadığımız dost, kardeş veya akraba topluluklarla aramıza mayınlar döşendi.

Bunları neden hatırlatıyoruz?

Bugünleri daha iyi anlamak için.. Bugünlere nerelerden geldiğimizi görmek için.. Ve bu ülkenin daha büyük başarılara ulaşmasının mümkün olduğunu göstermek için..

Peki şimdi ne yapıyoruz ve ne durumdayız?

Ayağındaki prangaları kıran, zihnine tebelleş olan şablonlardan kutulan, komplekslerini atmış, özgüven kazanmış ve gücünü yeniden keşfetmiş bir millet olarak “ARTIK BİZ DE VARIZ, İŞTE BURADAYIZ” demeye başladık.

Vatandaşına güvenen bir devlet anlayışı ile özgürlükleri hayata geçiren, ekonomisiyle, üretimiyle, tutarlı ve etkin dış politikasıyla, uluslararası saygınlığı ile yeniden sahneye çıkıyoruz.

Bu çıkış dostları sevindirirken, sahte dostları, sahte müttefikleri ve tarihi düşmanları son derece rahatsız ve huzursuz ediyor. Daha önceleri devlet içi bağlantılarını devreye sokarak Türkiye içinde işlerini dublör kullanarak halledenler, artık bu imkanlardan mahrum kaldıkları için Gezi olayları ile sokağa döküldüler. Ama sokakta kaldılar. Şimdilerde Türkiye’nin önemli kurumlarına saldırarak gidişatın önünü kesebileceklerini zannediyorlar.

Yeni Türkiye ile uğraşanlar ve onu engellemeye çalışanların içerdeki bağlantıları her geçen gün daha fazla deşifre oluyorlar. Türkiye giderek güçlenirken Türkiye’ye çelme takmaya çalışanlar sefil duruma düşüyorlar.

Büyük birlik

Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca halkıyla, cumhurbaşkanıyla, parlamentosuyla, hükümetiyle, yargısıyla, ordusuyla ve güvenlik kurumlarıyla ilk defa birlik, bütünlük ve uyum içinde hareket ediyor. Bu, çok çok büyük bir şans, çok büyük bir aşama.. Bizce son yıllardaki en büyük kazancımız, millet olarak yeniden kavuştuğumuz özgüvenimizdir.

Böyle olunca da başarı kaçınılmaz olarak geliyor. Türkiye’de bu uyum ve gayret var olduğu müddetçe hasımların saldırmasının bir ehemmiyeti olamaz. Mühim olan içerdeki uhuvveti, birliği güçlendirmek, çevremizdeki gerçek dostlarla, ittifakı genişletmektir.

Yersiz soru!

Yersiz bir soru belki ama. Baştaki itirafları yeniden hatırlatıp şu sorunun cevabını bulmak gerekiyor. İsmet İnönü’nün sözünü ettiği proje kimin projesiydi? O ve arkadaşları bunu kimin adına uyguladılar?!!

Alper TAN

21.10.2013

AŞAĞIDAKİ YAZILAR DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR

EYVAAH. “MİT TÜRKİYE’Yİ KOLLUYOR!”

İÇERİDEN VE DIŞARIDAN İNCE İNCE İNCİLER

28 ŞUBAT “ÜST YAPI” VE DEMİREL

28 ŞUBAT, BÇG VE YEŞİL HOLDİNGLERİN GERÇEK YÜZÜ!

DÜNYA YENİDEN KURULUYOR

28 ŞUBAT’IN 28 GÜNAHI

YENİ CHP ÇOK TUTARLI VE ÇOK BAŞARILI

MISIR'I UNUTTURMAK İÇİN SURİYE ÖNE ÇIKARILIYOR

DÜNYA SAVAŞI BAŞLADI HABERİNİZ OLSUN

DEĞİŞEN DÜZENLER VE KÜRESEL SAVAŞ İHTİMALİ

BÜYÜK SAVAŞIN KÜÇÜK PROVALARI

 

 

Etiketler: , ,
ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
KRİZDEN FIRSAT ÇIKARMA VAKTİ 04.10.2017Doğu - Batı savaşında zihinlerin işgali 21.09.2017BÜYÜK HESAPLAŞMAYA DOĞRU.. 18.09.2017BATI DÜNYASI NEREYE YUVARLANIYOR? 04.08.2017"MÜBAREK BELDELERİMİZİ KORUMAK İMAN MESELESİDİR" 25.07.2017YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017
alper tan bey e teşekkürler
 // hüsnü koç
alper bey yazılarınızı ve yorumlarınızı takip etmeye çalışan biri olarak sizi takdir ve gönülden tebrik ediyorum. geçmişde ki karanlık emelleri bu nesle hatırlatman milli ve vijdani en önemli görevlerden birisi dir. yeni nesil bunları bilsin. geçmişini öğrensin ve geleceğe o bilgilerden ilham ve dersler alarak yürüsün... allah yar ve yardımcınız olsun her zaman duacıyım sonsuz sevgi, saygılar.
...
23 Ekim 2013 Çarşamba 01:15
Beyni 12'den Şoklama
 // Dr Habib Demirel
Nasıl ki Alzheimer hastalığında kişi koskoca bir maziyi unutursa, necip ve vefakar Anadolu insanı ve hatta Darülfünundaki Türk profesörler bir gecede bilgi hafızasını kaybetmeye zorlanmıştır. Anlatımınızla o dönem adeta gözlerimizin önünde bir film şeridi gibi canlandı.Beyinlerimizi 12'den şoklayan bu mükemmel yazınız için sizi gönülden kutluyorum. Bu kıymetli yazınızı twitterda da paylaşırsanız retweetlerle daha geniş kitlelerin bilgilenmesini sağlamış olursunuz. Gönlünüze, kaleminize sağlık....
22 Ekim 2013 Salı 19:45