YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
BDP ve Kürt Kemalizmi
BDP ve Kürt Kemalizmi
09 Temmuz 2011 17:21
ALPER TAN

12 Haziran seçimleri ile 1982 Anayasası’nın da değişeceği yeni bir döneme gireceğimiz beklentisi içindeyken, yeni döneme yeni krizlerle girdik. Kriz çıkarma konusunda bizimki kadar mahir bir ülke var mı bilmiyorum! Aday belirleme sürecinde CHP, MHP ve BDP yargıdan adam kaçırma konusunda yarışa girdiler. CHP, Ergenekon şüphelileri Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, İlhan Cihaner’i kurtarmak için aday yaptı. MHP Ergenekon tutuklusu general Engin Alan’ı kurtarmaya çalıştı. BDP de milletvekili adayı yaparak bazı KCK sanıklarını kurtarmaya kalkıştı. Böylelikle CHP, MHP, BDP hep birlikte krize yatırım yaptılar. Aday gösterecek başka kimse kalmamış mıydı? Ama tribünlere oynadılar. Sorumsuz davrandılar. YSK ise aday listelerini onaylarken farklı, seçimden sonra farklı davranarak krize körükle gitti. Allahtan MHP yönetimi, CHP ve BDP’ye göre aklıselim davrandı. Seçim sonrası krize destek vermedi. Aksine krizi durdurmaya dönük bir rol üstlendi. Yani MHP takdir edilecek bir iş daha yaptı. 

 

Türkiye, köklü siyasi geleneği olan, büyük sorunları bile aşabilecek önemli bir ülke. Şimdiye kadar çok kritik sıkıntıları bir şekilde aşmayı başardı. Mevcut sıkıntılar da aşılacaktır. Ama herkesin daha fazla sorumluluk duygusu ile hareket etmesi halinde bu işler daha kolay olabilir. Özellikle de halkın oyları ile seçilmiş olanlara daha fazla görev ve mükellefiyet düşüyor. 12 Haziran’a kadar orda burda her türlü konuşmayı ve eleştiriyi yapanların, vekil seçildikten sonra daha hassas olmaları gerekir. Çünkü 12 Haziran öncesine göre sorumlulukları artmış durumda.

 

İktidar olsun muhalefet olsun, siyasetçilerin sorumluluğu herkesten daha fazla. Mevcut şartlarda Kürt meselesinin çözümünde en fazla mükellefiyet, iktidardaki Ak Parti ile BDP’nin omuzlarında. Hükümet bu meselenin çözümü için samimi bir gayret içinde. Hükümet programında bunu bir kere daha gördük. Halkın büyük çoğunluğu da hakça bir çözüme destek veriyor. BDP, gerçekten ve samimi olarak çözüm arzu ediyorsa, çözümsüzlükten medet uman gerilim siyaseti yerine temsilcisi olduğunu iddia ettiği Kürt vatandaşlarımızın beklentisi olan özgür ve demokratik Türkiye için katkı sağlamalı. Attığı her adımı hesap ederek atmalı. BDP eski Türkiye’nin kirli siyasetini terk edip Yeni Türkiye’ye uygun demokratik siyasete yönelmeli.

 

Ak Parti ise 12 Eylül 2010 referandumunda verilen % 58 “Evet” ve 12 Haziran’da halktan aldığı % 50 oy desteğinin, verdiği gücü, özgürlükler ve demokratikleşme konusunda iyi değerlendirmeli. Başbakan Erdoğan yeni dönemde muhalefet partileriyle olan ilişkileri başkalarına bırakmadan bizzat kendisi yürütmeli ve bu konuda sabırlı olmalı, dolduruşlara gelmemeli.

 

BDP, toplumsal temsil anlamında ülkedeki Kürtlerin sadece dörtte birini temsil etmesine rağmen örgütlü en önemli Kürt hareketi olduğu için Kürtlerin yegane siyasi temsilcisi gibi hareket ediyor. Kürtlerin dörtte üçü seçimlerde BDP’ye destek vermiyor. BDP, bu gerçeği göz ardı etmemeli. Buna rağmen Türkiye’nin temel sıkıntılarından Kürt meselesinin çözümünde BDP’nin göz ardı edilemeyeceği de bir realite.

 

Komşularımız dahil, Ortadoğu yeniden şekillenirken tüm siyasi ve toplumsal hareketler, Türkiye’nin önüne çıkan yeni fırsatlar ve imkanlar konusunda sorun değil çözüm üretmeliler. BDP/PKK bloku, Türkiye’deki Ergenekon yapılanmaları ile paslaşarak ve bu konuda rol paylaşarak, Kürtlerin sorunlarını istismardan beslenen siyasi anlayıştan vazgeçmeli.

 

BDP, toplumun ve yargının sorguladığı, yasakçı düzen değişirken statükoyu doksan sene geriden takip ederek Kürtler için bir nevi “Kürt Kemalizmi” olarak anlaşılan Abdullah Öcalan’ı merkeze alan arkaik yaklaşımlardan vazgeçmeli. Daha geniş kitleleri kucaklayan hatta sadece Kürtlere değil ülkedeki tüm kesimlere hitap edecek yeni bir siyasi çizgiye gelmeli. Aslında 12 Haziran seçimlerinde BDP tarafından aday gösterilerek vekil seçilmeleri sağlanan bazı isimlerle bu konuda olumlu bazı adımlar atılmış oldu. Atılan olumlu adımlar toplumdan karşılık da buldu. Bu adımlar devam ettirilmeli.

 

Ama bir yandan da BDP’de, söylenenlerle yapılanlar birbirine uymuyor. Hatta taban tabana zıt bir gidişat var. BDP’ye destek verenler, Kürtlerin haklarını savunduklarını iddia ediyorlar, Kürt çocuklarının kaldığı yurtları yakıyorlar. BDP’nin bir kadın milletvekili, “barış ve demokrasi” diyor, görevi gereği asayişi sağlamaya çalışan Kürt kökenli polisi herkesin gözü önünde tokatlıyor, rencide ediyor. Kürtlerin haklarını savunduklarını söylüyorlar, evine ekmek götürmeye çalışan Kürt esnafın günlerce dükkanlarının kepenklerini kapattırıyorlar. Devletin görevlendirdiği imamları kabul etmediklerini söyleyerek alternatif namaz şovları yapıyorlar, ibadeti siyasete alet ediyorlar, kendileri gibi düşünmeyen, teröre destek vermeyen imamları öldürüyorlar, dışlıyorlar.

 

Barış ve demokrasi diyorlar ama ülkede halkın oylarıyla işbaşına gelmiş olan başbakanı öldürmek için Ergenekon’la birlikte envai çeşit suikast girişiminde bulunuyorlar. Kürtlerin haklarını savunduklarını söylüyorlar, Kürtlerin inançlarıyla dalga geçiyorlar. Türkiye Cumhuriyetini “TC” diye küçümsüyorlar, eleştiriyorlar. Ama TC’nin, eleştirdikleri ne kadar yanlışı ve hatası varsa hepsini bizzat kendileri “Kürtçülük” adına tekrarlıyorlar.

 

Kürlerin devlet tarafından dışlandığını, reddedildiğini, inkar edildiğini, işkenceye tabi tutulduklarını, asimilasyona tabi tutulduklarını söylüyorlar. Türkiye’de devletin paradigması değişirken, devlet bu hatalarını bir bir düzeltmeye çalışırken ve eski devlet anlayışı açık açık sorgulanırken, yargılanırken, faili meçhul binlerce olay ortaya dökülürken, buna destek olmuyorlar. Aksine bizzat PKK/BDP bloku, kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri red ve inkara kalkışıyor. Onları yok etmeye veya asimile etmeye çalışıyor. Söz geçiremediklerini öldürüyor veya göçe zorluyor. Daha önceleri birilerinin devlet adına yapmaya çalıştığını, şimdilerde PKK/BDP, “Kürtçülük” adına yapıyor. “Kürtlere rağmen, Kürtler için.”

 

Diyarbakır’ın Hazro ilçesinin Ak Parti’li belediye başkanının oğlu, PKK tarafından kaçırılıyor. “Başkan Ak Parti’den BDP’ye geçerse” oğlunun teslim edileceği söyleniyor. Belediye başkanı BDP’ye geçiyor. Ölüm tehdidi ile silah zoruyla, şantajla ve terör örgütünün silahının gölgesinde bir siyaset yürüyor. Tehdit eden de Kürt, tehdit edilen de Kürt. BDP’nin Kürtler için savunduğu barış veya savunduğu demokrasi bu mudur? DTK’da tartışılan “Demokratik özerklik” kapsamında gündeme getirilen “Öz Savunma Güçleri” hasbelkader gerçekleşecek olsa, PKK’nın isim değiştirmesi ve legalleşmesinden başka bir anlam taşımayacak olan bu güçle, BDP’nin, nasıl bir yönetim sergileyeceği gerçeği bu örneklerle ortaya çıkmıyor mu?

 

BDP listelerinden vekil seçilen Şerafettin Elçi, Altan Tan, Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve diğer sağduyulu isimler, BDP’nin militarist ve çatışmacı üslubuna destek vermek yerine BDP’yi daha barışçı ve demokrat olma konusunda etkileyebilmeli. Aksi halde, eleştirdikleri “TC”den kendileri, milletvekili maaşı alırlar ama başkalarına bir faydaları dokunmaz. Sadece bol bol gerilim ve kriz üretirler.

 

CHP, MHP, BDP ve sayısı azalmış ama tamamen bitmemiş bazı vesayet kurumlarının rol paylaşımı ile Türkiye bir krizden diğer krize sürüklenerek daha fazla zaman ve efor sarf ederek zafiyete uğratılmamalı. Bu konuda sivil toplum daha fazla sesini çıkarmalı ve daha örgütlü hareket etmeli.

 

Kürt vatandaşlarımız ise PKK-BDP cenderesinden kurtulmak için yeni sivil örgütlenmelere hız vermeli. Eğer PKK-BDP çizgisi arzu ettiği yetkileri elde edecek olursa bunun ceremesini en fazla Kürt vatandaşlarımız çekerler. Üstelik bu durum, eski yasakçı düzeni bile mumla aratabilir.

 

09.07.2011

Alper TAN

ANALİZ Kategorisindeki Diğer Haberler
YÜCELTİLEN EVRENSEL HUKUK NEDİR? 14.07.2017Alper Tan: Olaylar, tehditler ve biz 06.07.2017OLAYLAR, TEHDİTLER VE BİZ 05.07.2017ASLINDA NELER OLUYOR? 28.06.2017“BİZİM MEDYA” KİMİN VELİAHTI? 22.06.2017YÜRÜYEN CHP BOĞAZ’I NASIL GEÇMELİ? 20.06.2017KATAR’I SEVMEK İÇİN ARAB’A SÖVMEK Mİ LAZIM? 13.06.2017BÜYÜK PATLAMAYA AZ KALDI 30.05.2017ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ 24.05.2017ABD’DE NE OLDU, NE OLACAK? 18.05.2017TÜRKİYE-BATI İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM! 12.05.2017DAVA VE SIRAT-I MÜSTAKİM 08.05.2017ARTIK SAVUNMA YOK TAARRUZ VAR! 19.04.2017BİR DEVRİMİN ARDINDAN.. 17.04.2017Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin İç-Dış Boyutları ve Arka Planı 11.04.2017DÜNYA ALT-ÜST OLUYOR! 31.03.2017MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ 28.03.2017BATI MEDENİYETİNİN ÇÖKÜŞÜNE HAZIR OLUN 22.03.2017HAÇLI BİRLİĞİNE KARŞI HİLAL BİRLİĞİ 15.03.2017AVRUPA NİÇİN DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR? 10.03.2017
AHMET HANCIOĞLU
 // AHMET HANCIOĞLU
TÜRKİYE DE SON DÖNEM DE AKLA GELMEYECEK ŞEYLER OLUYOR. YILLARDIR BU ÜLKEYİ KEMİRENLER YAVAŞ YAVAŞ GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR. BDP DE EĞER BU SÜREÇ DE ESKİ KAFAYA GÖRE HAREKET EDERSE, ZORLA VEKİLLERİNE OY ATTIRIRSA ZORLA OY TOPLARSA SONU YAKINDIR....
11 Temmuz 2011 17:07
BU HAKİKATLER ANLAYANA !
 // BATUHAN
Bir gerçeği daha öğrendik ki doğuda yaşayan kürt kardeşlerimizin canı yananlar kinlerinden dolayı; diğerleride mutlaka Bl.Bşk.gibi tehditle oy vermiş oranıda yüzde yirmibeş imiş. Hükümeti tebrik ediyoruz geri adım atmadı yalayan yine o kesim oldu.Bundan sonrada kökü dışarda olan bu maşalara doğru olan dışında hiç bir taviz,demokratik özerklik kılıfının ardında da bölünmeye fırsat verilmeyecek,onlara rağmen bu kervan yürüyecek....
09 Temmuz 2011 20:46