Dünyayı Korkutan 10 Şey

1- Müslümanların Okumaya Başlaması

 

Uzak değil bundan 50-100 yıl önce parası olan zenginler okuyarak “adam oluyorlar” ve içinden çıktıkları topluma tepeden bakıyorlardı. Onlar ilericiydiler, anaları babaları ve komşuları ise halk sürüsü ve yığınıydı. Onlar bir şeyden anlamayan ayak takımlarıydı.

 

İçinden çıktıkları yığınlara ancak seçimden seçime uğrarlardı ve önce ayakkabılarına bakarlardı. Sonra sırtlarını sıvazlayarak “aman okumayın, sizler milletin efendisisiniz, üretin, çiftçilik yapın, aman kentlere gelmeyin” deyip ayrılıyorlardı.

 

Şimdi durum farklı: Müslümanlar uyandılar, çocuklarını sonuna kadar okutuyorlar. Onları hem dindar hem de aydın olarak yetiştirerek soru soran, inisiyatif alan ve en yüksek makamları ihraz edecek kalifiye bir eleman olarak yetiştiriyorlar. 

 

2- Müslümanların Zenginleşmeye Başlaması

 

Dünyada bütün değerlerin paraya bağlandığı bu devirde artık Müslümanlar da çıkış yolunu keşfettiler. Bu çıkış yolu ekonomik söz sahipliğidir. Oysa ekonomik söz sahibi olmadan hiçbir dalda söz sahibi olunamayacağı bir gerçekti.

 

Üstelik bunu 1400 yıldır Kur’an-ı kerim ayetleri ve hadis-i nebeviler onlara emrederek “rızkın onda dokuzu ticarette” diyordu. Ne var ki Müslümanlar yüz yıllardır ticareti Rum ve Ermeni azınlıklara vererek kendileri kolay işler (!) peşinde koştular. Gayr-i Müslim azınlıklar sarraflık, cerrahlık ve tüccarlıkla uğraşarak Müslümanları taht-ı himayelerinde çalıştırdılar.

 

Şimdi durum tersine dönmeye yüz tuttu hatta döndü. Sırtlanların karşısında aslanlar, çakalların karşısında kurtlar, tilkilerin karşısında da kaplanlar görünmeye başladı. 

 

3- Müslümanların İlerlemeye Başlaması

 

1965 yılında ilkokul üçüncü sınıftaydım öğretmenimiz kara tahtaya geçerek bize şöyle demişti: çocuklar bu tebeşiri ve toplu iğneyi gördünüz mü? işte biz bunları Amerika’dan almak zorundayız zira bunları onlardan almazsak uçaklarımızın parçalarını vermemekle tehdit ediyorlar.

 

Şimdi durum değişti: her şeyi üretiyoruz, hatta onlara satıyoruz, dünyada ekonomik dengeler artık bizimle de sallanır ve durur oldu. Bu durum tabi ki en fazla paraya hükmedenleri endişeye sevk etmektedir.

 

4- Müslümanların Uyanmaya Başlaması

 

1968 yılında ilkokul kitaplarında: “Ali yat, uyu uyu yat, Fatma top at, Ali ata bin…” gibi ibareler yer alıyordu. Dünya devleri Müslümanlara top oynamayı guruplara ve takımlara ayırarak birbirinin sahalarda ağzını burnunu düzlemeyi öğrettikten sonra kendileri uzayın derinliklerinde yeni kalelerde bayraklarını dikmeye başladılar. Kuzey ve güney kutuplarına sancaklarını dikip sahiplendiler.

 

Şimdi Müslümanlar yüz yıllardır süren uykudan yeni uyandı oysa yüce peygamberimiz 1400 yıl önce uyanık olmayı tavsiye etmiş, mukaddes kitabımız da: Müslümanların en yükseklerde olmasını emretmişti.

 

5- Müslümanların Devlet ve Bürokraside Yer Almaya Başlaması

 

Bu madde dünyayı en fazla korkutan maddedir zira artık ayak olmaktan baş olmaya adım atmışlar hatta baya bir mesafe de almışlardır Müslümanlar. Bütün sektörlerde ve bilim dallarında: biz de varız hatta en önde olmalıyız bilinciyle çalışma yoluna giden Müslümanlar en korkunç kâbus ve rüyalar gördürmektedirler rakiplerine.

 

Hâlbuki bu ümmet  “Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz”  payesiyle yaratıcı cc tarafından onurların en yükseğine layık görülmüştü. (Al-i Imran / 110)

 

6- Müslümanların Sürünmekten Kurtulmaya Başlaması

 

Bütün Müslümanlar adeta Kur’an’ın ilk emri “oku”yu yeni keşfetmiş gibi, “bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” ayeti yeni inmiş gibi, “Allah’ı en iyi tanıyan bilginledir” nassı yokmuş gibi yaşadıkları yüz yılların küllerini üzerlerinden atarak yerlerde sürünmekten ayağa kalkmaya başladılar.

 

Bu küller İstanbul’un fethiyle fetih heyecanıyla üzerimize serpilmeye başlamıştı 200 yıl süren heyecanlı yükseliş yerini rehavete bırakarak uzun süren bir uyuklama ve işret dönemine girilmişti. Hicretin 1400’lü yıllarında bütün Müslümanlarda bir uyanma, silkinme ve kıyam hareketinin başlaması bütün dünyayı sevindireceği yerde üzmeye başlamıştır.  

 

7- Müslümanların Sosyalizmin Çöküşünden Sonra Tek Ümit Olmaya Başlaması

 

1900’lü yılların başında doğan sosyalizmin sonunda ölmesiyle gençler artık tek kurtuluşun İslam’da olduğu gerçeğini kavradılar. Morice Bucaille ve Cem Karaca gibi ünlü komünistlerin Müslüman olması dünyanın gidişatını değiştiren önemli kilometre taşlarıdır.

 

8- Müslümanların Her Bilim Dalında Söz Sahibi Olmaya Başlaması

 

Başta Pakistan, Türkiye ve Mısır olmak üzere her dalda yetişen ilim adamına sahip olan Müslümanlar batıda “Müslümanlar Geliyor” korkusu meydana getirdi. Bu nedenle Müslümanlığı gözden düşürecek çareler aramaya başladılar. Üçüncü milenyumun başında vekâleten yürütülen terör olaylarına “İslam” kelimesini sokarak “İslam korkusu” nu yaymaya başladılar.

 

9- Müslümanların Kurulu BM Düzenine Dur Demeye Başlaması

 

1945 yılında ikinci dünya savaşının galipleri tarafından kurulan ve beş büyük devletin veto hakkıyla tüm dünyayı ezmeye devam eden BM’ye ilk tepkiler ve değişiklik talepleri Müslümanlardan gelmeye başladı.

 

Dünya beşten büyüktür, 60 ülkeyle temsil edilen 1.7 milyarlık İslam dünyasının da daimi üyesi olmalıdır, BM’nin yapısı kökten değişmelidir ve benzeri istekler tüm dünyaya başta Türkiye olmak üzere Müslümanlar tarafından haykırılmaktadır.

10- Müslümanların “Gerici-Yobaz” Yaftalarını Yırtarak Bu İki Yaftayı Başkalarının Alması

 

Allah’ımıza sonsuz şükürler olsun ki şu anda gericilik ve yobazlık el değiştirerek Müslümanları terk etmiştir. O ikisi artık başka simalarda yazılıdır. İlerlemeyi, yükselmeyi, dünya devi olmayı, refahı, yüksek teknolojiyi, her bakımdan zenginliği, gelişmişliği savunan ve uygulayan Müslümanlardır.

 

Bugün: durun, yapmayın, yaptırmayız, dokundurtmayız, değiştirtmeyiz, hep böyle kalalım, yüzlerce yıllık yasalar bize yeter, diyerek öne çıkanlar uzak değil, daha bundan 40 yıl önce: devrim, özgürlük, ilericilik, çağdaşlık naraları atarak kendileri haricindekileri gericilik ve yobazlıkla suçlayanlardı.

 

Bir şey bu kadar mı ters döner Allah’ım! Sen boşuna buyurmamışsın güzel ve ulu Mevla’m:   “İşte günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.” (Al-i Imran/140)

YORUM EKLE